Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi:
Yazılış yeri:
 
 
2-1-2005 - Ko Samui, Tayland - Surat Thani, Tayland 

Sonunda sevgili adama zor da olsa veda edebildim ve gene yollara koyuldum. Bangkok'a dönmeden önce bir de Ko Samui adasına bakmaya ve beğenirsem 1-2 gün kalmaya karar vermiştim, bu yüzden Ko Samui'ye direkt feribot bileti aldım. 

Ko Samui'ye geldiğimde gene Ko Pha Ngan'daki gibi limanda pick-up dolmuşlar bekliyordu. Bunlardan birine atlayıp öylesine seçtiğim bir yere doğru yola koyuldum. Fakat daha yolda buraya kesinlikle ısınamayacağımı anladım. Aşırı derecede gelişmişti, ada olmasına rağmen bir şehri andırıyordu. Ko Pha Ngan'ın huzurlu, az gelişmiş kimliğinden eser yoktu burada. 

Dolmuş son durağa gelince bu adaya gelmemin kesinlikle hata olduğunu daha net anladım. Daha çok Bodrum, Marmaris türü benim pek haz etmediğim yerleri andırıyordu, etrafta gene bol bol yanlarında küçük Tay sevgilileri ile dolaşan yaşlı ve şişko Avrupalılar vardı. Sahile indim ve 1-2 fiyat sordum, hem hiçbir yerde boş oda yoktu, zaten olsa bile aşırı yüksekti fiyatlar. Bunun üzerine direkt Bangkok'a gitmeye karar verdim ve tekrar limana yollandım. 

Neyse ki yarım saat içersinde Surat Thani'ye bir feribot vardı. Bu feribotla yaptığım kısa bir yolculuktan sonra Surat Thani'ye ulaştık. Buradan da şehir merkezine giden otobüse atladım ve terminale geldim. Fakat burada beni kötü bir sürpriz bekliyordu. Tsunami iyice ortalığı karıştırmıştı, otobüslerde boş yer yoktu, bu gece burada kalmam gerekiyordu. LP'da ise Surat Thani'nin son derece gereksiz bir yer olduğu, burada bulunan birkaç otelinde Tay erkeklerinin metresleriyle beraber olmak üzere kullandıkları oteller olduğu yazıyordu. 

Terminalin enformasyon bölümünden yakındaki bir otelin adresini öğrendim ve kısa bir yürüyüşten sonra buraya ulaştım. Tam LP'da bahsedilen türden bir oteldi, oda sözde seksi olarak, pembe renk baskın bir şekilde dizayn edilmiş, fakat aslında sadece rüküş olabilmiş bir haldeydi. Kendimi bu bir nevi genelevde uyumak zorunda kalmaktan dolayı bayağı gergin hissediyordum, fakat yapacak bir şey yoktu. Kafamı yastığa koydum ve günün yorgunluğuyla uykuya daldım. 


3/6-1-2005 - Bangkok, Tayland 

Bangkok'a dönüşüm oldukça sancılı oldu. Daha önce de geldiğim sonsuz eğlence mekanı Khao San Road'da beni bu defa Tsunami'de kaybolanlar karşıladı. Sokağa boylu boyunca panolar yerleştirilmişti ve bu panolarda tsunami sırasında kaybolanların resimleri ve bilgileri asılıydı. Ko Pha Ngan adasının aksine burada tsunami'nin etkileri derinlemesine hissedilebiliyordu. Khao San Road gene alabildiğine renkliydi, fakat insanlardaki durgunluğu hissetmemek imkansızdı. Benim için de oldukça kötü bir yüzleşmeydi bu, Ko Pha Ngan'ın yalıtılmış ortamından sonra acılar tüm çıplaklığı ile karşımdaydı. Üstelik artık muallakta kalan pek bir şey de yoktu, felaketin verdiği zararın sonuçları kesinleşmişti ve bu ürkütücü rakamlarla yüzleşmek ve de kabullenmek gerçekten çok zordu. 

Bu sefer yerleştiğim otel tapınağın hemen arkasındaki sakin bölgede yer alıyordu ve gayet memnun kaldım. Çok katlı, onlarca odaya sahipti fakat odlar hem ucuzdu hem de moderndi, üstelik tuvaleti de vardı. Fakat tüm Tayland'da olduğu gibi burda da duş için soğuk su vardı ama artık buna da alışmaya başladım, zaten dışarıdaki hava son derece sıcak, soğuk duş gerçekten iyi geliyor. 

Bangkok'da kaldığım süre boyunca hemen hiçbir şey yapmadım. Buradaki oteller insanı tembelliğe alıştıran türden. Hepsinin restoranlarında dev ekranlı TV'leri var ve buralarda gün boyu en yeni filmleri gösteriyorlar. Benim kaldığım otelde aynen böyle bir restorana sahipti, o sıcakta dışarıda dolaşmaktansa burada bir mindere uzanıp elimde buz gibi Hindistan cevizi suyum ile bu filmleri seyretmek açıkçası oldukça çekici geliyordu. Netekim ben de burada kaldığım süreyi hemen hemen böyle geçirdim. Bu şehre daha sonra tekrar geleceğimi bildiğim için Ko Pha Ngan'dan alıştığım rehaveti sürdürmeye ve tarihi yer gezme işlerini ertelemeye karar verdim. 

Bangkok'da yaptığım tek turistik aktivite dev bir Buddha heykelinin olduğu Wat Pho tapınağını ziyaret etmek oldu. 46 m uzunluğunda ve 15 m yüksekliğindeki, Buddha'yı uzanmış ve de Nirvana'ya ulaşırken betimleyen bu devasa altın kaplama heykel gerçekten ağzımı açık bıraktı. Etkileyici olmasına etkileyici, ama ben gene de açıkçası Buddha gibi mütevazi bir insanın adına böylesine emek ve para gerektiren anıtlar yapılmasını biraz yanlış buluyorum. Ama anlaşılan Güney-Doğu Asya halkları benimle aynı görüşte değiller ki birbirleriyle daha büyük ve daha çok sayıda Buddha heykelleri yapmak için sanki bir yarışa girmişler. 

Hastaneye gitmeyi de ihmal etmedim bu sure zarfında, Ko Pha Ngan'daki motosiklet kazası malum. Ayağım sanırım iltihaplanmıştı ve ben ciddi bir şey olmasından korkuyordum, bu yüzden doğru dürüst bir doktora görünmeye karar verdim. Otelin görevlilerine sorduğum zaman bana bir hastaneyi önerdiler, ben de oldukça yakındaki bu hastaneye taksiye atlayıp gittim. Son derece modern ve de büyük bir hastaneydi, amma velakin bir handikabı var, bütün yazılar Tay alfabesinde, İngilizce hiç kullanılmıyor. Ben yanlışlıkla acil bölümüne gelmişim, beni durumum acil olmamasına rağmen burada tedavi ettiler. Tek yabancı bendim, sanırım yabancılar genelde turistlere özel klinikleri tercih ediyorlar. Benim bir kere Nepal'de bu özel turist kliniklerinden ağzım yandığı için artık hep yerel halkın gittiği hastaneleri tercih ediyorum. Neyse ki benimle İngilizce bilen bir doktor gayet iyi ilgilendi, doğru dürüst bir pansuman yaptırdı ve anti-biyotik yazdı. Anti-biyotikler artı tedavi için 180 baht gibi komik bir para ödedim, eminim bir turist kliniğinde en az 20-30 $ alırlardı aynı şey için. 

Bu arada eski bir dostu da gördüm Bangkok'da. Nepal'den Myanmar'a aynı uçakta geldiğimiz, sonra da Myanmar içinde beraber seyahat ettiğimiz bizim İngiliz kanka Daniel. Meğerse o daha yeni Myanmar'dan gelmiş, önceki gece inmiş Bangkok'a. 28 günlük vizesini tamamen kullanmış Myanmar'da, ki para sorunum olmasa benim yapmak istediğim de buydu. Tam Daniel ile ortalıkta dolaşırken bu seferde gene Myanmar'da Inle Gölünden tanıdığımız bir Alman kızı gördük. Böyle eski simaları görünce insan gerçekten keyifleniyor, hep beraber bayağı bir muhabbet ettik, Myanmar anılarımızı yad ettik. 

Daniel buradan Chiang Mai'ye gidecekmiş ve oradan da Laos'a geçecekmiş. Acaba ona katılsam mı diyorum, eğlenceli bir yol arkadaşı, pek soğuk İngiliz prototipine uymuyor. Fakat rotayı değiştirdim bir kere, buradan Kamboçya'ya geçeceğim, bu yolda devam etmeye kararlıyım. Hatta buradaki acenteler vize işlerini de ufak bir ekstra karşılığı hallediyorlar, konsolosluğa gitmeye üşendiğim için bunlardan biri vasıtasıyla vize için başvurdum, fakat acentedeki kadın Türk olduğum için buradan vizemi alamadıklarını, ancak sınırdan alabileceğimi söylediler. Fakat bu bana pek inandırıcı gelmedi, bana Bankgok-Siem Reap otobüsüne bileti satmak için bunu söylediğini tahmin ediyordum. Fakat bu otobüs için şimdiye kadar tek bir olumlu kelime duymadığım için sınırı kendim normal halkın kullandığı otobüsleri kullanarak geçmeye karar verdim, vizeyi de sınırdan alacağım.