Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi:
Yazılış yeri:
 
 
28-12-2004, Ko Pha Ngan, Tayland 

Sabah 5 civarı Surat Thani'deki bekleme noktamıza geldik. Burada oturup bizleri limana götürecek başka bir otobüsü bekleyecekmişiz. Sakin sakin otururken ortalık bir anda İngiliz bir kızın bağırışlarıyla hareketlendi. Kızın bagajdaki çantasından fotoğraf makinesi çalınmış. Açıkçası bu habere çok şaşırmadım, çünkü özellikle bu rotada otobüs görevlilerince hırsızlık yapılabildiği LP'da yazıyordu. Böyle değerli bir eşyayı bagajda bırakmak çok yanlış, ben hep yanımda küçük çantamda taşıyorum bu tür eşyalarımı. Neyse, bir süre sonra diğer otobüste geldi ve limana doğru çıktık. Limana geldikten sonra halihazırda yüzlerce insanın burada beklediğini gördük ve balık istifi doldurulmuş bir feribota bindirildik ve heyecan içinde yola koyulduk. Çantalar gelişigüzel bir şekilde teknenin kıçına yığılmışlardı, içerideki oturacak yerler komple dolduğu için de insanlar bu çantaların üzerinde oturuyorlardı. 

Feribotda iki tip yolcu vardı. Birinci grup benim gibi genç backpackerlardan, ikinci grup ise daha yaşlı kişiler ve ailelerden oluşuyordu. Bunun sebebi ilk durağımız olan Ko Samui'ye geldiğimizde anlaşıldı, ikinci tip yolcu grubu olduğu gibi bu durakta indiler. Nitekim Ko Samui'nin daha çok bizim Bodrum kıvamında bir yer olduğunu LP'da okumuştum. Sonrasında feribot tamamen backpackerlara kaldı ve iyice heyecanlanarak son durağımıza doğru yaklaşmaya başladık. 

Neden bu kadar heyecanlandığımıza gelince, bu adanın backpackerlar arasında efsanevi bir statüsü var. 60larda hippiler ve ilk backpackerlar malum yollara düşmüşler, sonrada Hindistan'da Goa, Nepal'de Katmandu gibi bazı yerleri evleri bellemişler. Bu ada da böyle bir yer, gelenek bozulmamış, bugünde ilk gezginlerin torunları olan backpackerlar ve alternatif gençlik buraya geliyor. Ada son derece sakin ve komşusu Ko Samui'ye göre az gelişmiş, bu yüzden sakinliği sevenlerin de tercihi. Ancak ayda bir kez müyhiş harektleniyor bu ada, her dolunayda Hat Rin plajında meşhur Full Moon Party'leri yapılıyor. Küçük bir grubun ilk defa yaptığı bu partilere bugün binlerce kişi katılıyor. Ayrıca bu adanın meşhurluğunu perçinleyen bir durum da var, Leonardo di Caprio vatandaşının oynadığı The Beach filmi malum, filme göre öykü bu civarlarda geçiyor, filmde Ko Pha Ngan adı birkaç kez telafi ediliyor, bu da adaya gelen meraklılarının sayısını ebetteki arttırıyor. 

Sonunda ada ufukta göründü. Hissettiğim heyecanı anlatmam mümkün değil, palmiye ağaçlarıyla kaplı bu kara parçasının ayrıntılarının her belli oluşuyla beraber bütün kitlenin yüzündeki gülümseme de artıyordu. Sanırım gerçekten cennete geliyorduk. 

Sonunda iskeleye yanaştık ve yavaş yavaş indik, ardından çantalarımız indirildi. İskele boyunca yürüyen sırt çantalı bu alternatif gençlik tamamen bir backpacker ordusu gibiydi, açıkçası bu ordunun içinde bulunmaktan bayağı bir haz aldığımı hatırlıyorum. 

Limanın sonunda bizleri pick-up tarzı taşıtlar bekliyordu. Bunlarla adanın değişik bölgelerine gidiliyor. Ben nereye gideceğime karar vermemiştim. Otobüsteki Avustralyalı bir arkadaşıyla buluşmak üzere Had Yao plajına gideceğini söyledi, ben de onunla oraya gitmeye karar verdim. 50 baht ödediğimiz pick-up dolmuşa atladık ve yola koyulduk. Kendimi inanılmaz mutlu ve huzurlu hissediyordum, daha önce sadece televizyonlardan, kartpostallardan gördüğüm resmen cennet gibi bir adadaydım. Yollar bomboş ve huzurluydu, her yar palmiyelerle kaplıydı, sol tarafımızdaki muhteşem deniz yol boyunca bizimle beraberdi. 

Nihayet son durağımıza geldik. Burada Avustralyalı eleman yol kenarındaki bir taş yapıda kalacağını söyledi, ben ise plaj kıyısındaki bungalovlarda kalmak istiyordum, bunun üzerine vedalaştık. Bu arada gene bizim Avustralyalı elemandan öğrendiğime göre daha 1-2 gün önce adanın meşhur Dolunay Partilerinden birisi olmuş, bu yüzden ada halen çok kalabalıktı. Plaj boyunca yürüdüm fakat hiçbir yerde boş oda yoktu. Nihayet plajın sonunda, bir sıra merdiveni tırmandıktan sonra ulaşılabilen bir yerde boş yer bulabildim. Buradaki bungalovlar kayalıkların üzerine inşa edilmişti. 100 baht gibi son derece ucuz bir fiyata içinde tuvaleti olmayan bir bungalov kiraladıktan sonra koşa koşa gidip kendimi denize attım. Su muhteşemdi, biraz açıldıktan sonra sahili denizden seyrederken heyecandan neredeyse kalbim duracaktı. Hayatımda bu kadar güzel bir yer görmemiştim, her yer palmiyelerle kaplıydı, plaj inanılmaz sakindi, su muazzamdı. Tek eksik olansa dostlardı.