Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 25-12-2004
Yazılış yeri: Chiang Mai, Tayland
 
 
4-12-2004 - Kathmandu, Nepal - Dhaka, Bangladesh 

Ucagim rotar yapmadan bekledigim saatte havalandi. Ozellikle ilk yarim saat cok guzeldi, cunku sagimizda Himalayalar kilometrelerce devam ediyordu, bunu seyretmek gercekten cok keyifliydi. 

Yaklasik 1 saat sonra Dhaka ya indik. Ucakta Myanmar a giden bir tek kendimin olacagini tahmin ediyordum, yanilmisim. Ucaktaki herkes transit yolcu, gorevliler bizi Bangkok a gidecekler, Roma ya gidecekler seklinde ayirdilar, Myanmar a gidecek ben dahil 3 kisi vardi. Daniel adinda bir Ingiliz ve Klara adinda bir Cek ile ayni yolun yolcusuymusuz. Fakat bu asamada bir problem cikti, normalde ben kendimi geceyi havalaninda gecirmek uzere hazirlamistim, fakat baktik ki herkesi alip bir geceligine otele goturuyorlar, ben ve Klara haric. Megerse bu insanlar biletlerini aldiklari zaman acenteler biletin yaninda bir de konaklama imkani sunan bilet vermis, fakat ne hikmetse ikimizin boyle bir bileti yok. Once bizi otele goturmek istemediler, sonra yogun israrlarimiz sonunda kabul ettiler. Geldigimizde hava kararmisti, havalanindan ayrildik ve Bangkok yolculari ile beraber bir minibus ile otele gittik. Otele geldigimizde saskinlik icinde kaldim, 4 yildiz seviyesinde bir yerdi, bizleri 2 ser kisi olarak televizyonlu ve sicak sulu odalara yerlestirdiler, karnimizi doyurdular. Geceyi hava alaninda gecirmeyi beklerken bununla karsilasmak dolayisiyla inanilmaz mutlu etti beni tabii ki. Gece ise biraz dertli gecti, bir ana caddenin uzerindeydi otel, sabaha kadar korna sesleri devam etti, yarim yamalak uyuyabildim. 


5-12-2004 - Dhaka, Bangladesh - Yangon, Myanmar 

Ucagimiz saat 12 deydi, check-in icin 10 da hava alaninda olmamiz gerekiyordu fakat nedense sabahin 6 sinda apar topar kaldirdilar hepimizi. Kahvalti ederken disariyi seyrediyorduk, ana caddeden akin akin insanlar ilerliyorlardi. Megerse buyuk bir Islami festival varmis, butun yollar kapanacakmis, bu yuzden bizi erkenden hava alanina goturmek istiyorlarmis. Kahvaltidan sonra yola ciktik, sokaklar insan seli, yuz binlerce insan festival alanina dogru ilerliyor. Sonunda guc bela hava alanina ulastik, fakat kotu bir surpriz bekliyordu bizi, ucagimiz 3 saat rotarliymis. Bunun uzerine beklemeye koyulduk, bu sirada digerleriyle de iyice kanka olduk. Daniel Eylulden beri Hindistan ve Nepal de dolaniyormus, simdi ayni benim gibi Myanmar dan Endonezya ya dogru inecekmis. Klara ile yollarimiz daha da benzer, Cekoslavakya dan baslamis, Pakistan a kadar benimle ayni torayi takip etmis, oradan Cin e gecip Tibet uzerinden Nepal e gelmis, simdi o da Endonezya ya dogru devam ediyor. Bu arada beklerken 2. kotu haberi de aldik, ucak 2 saat daha gecikecekmis. Sonunda traji-komik Hint filmleri seyrederek gecirdigimiz yorucu bir 5 saatin sonunda nihayet havalandik. 

Yaklasik 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra karanlikta Yangon a ulastik, alcalirken ilk dikkatimi ceken altindan yapilmis gibi gozuken devasa bir tapinak oldu. Hava alani son derece moderdi, insanlar guleryuzluydu, ilk izlenimde pek de oyle totaliter bir rejim altinda inim inim inleyen bir ulke goruntusu vermiyordu, ki muhtemelen planlanan da bu. Sorunsuz bir sekilde islemlerimizi yaptiktan sonra Daniel ve Klara ile bir pick-up tuttuk ve 3$ a yaklasik 25 km mesafedeki sehir merkezine dogru yola ciktik. Her yer oldukca sakin ve de duzenli gozukuyordu, nedense bu ulkeyi cok sevecegim hissine kapildim. Hava da son derece sicakti, Katmandu da aksamlari kicimiz donmaya baslamisti, burada ise aksam sicaklik 20 derece civariydi. Elemanlar White House adinda bir otele gitmeye karar vermisler, bana da uygun geldi. Myanmar da kalacak yer biraz pahali, tek kisilik odaya 5$ istediler, fakat neyseki hostel tarzi koguslari da varmis, 3$ a buraya yerlestik. Gordugum en kalabalik kogustu, iceride cogunlugu Japon olmak uzere 20 kisi vardi. Hava asiri sicak oldugu icin iceriye bir de devasa vantilator koymuslar, pufur pufur don paca yatiyor millet. Karnimiz zil caldigi icin yerlestikten sonra hemen bir restorana kosup Cin yemegi ve Myanmar birasi esliginde ilk gecemizi noktaladik. 


6/8-12-2004 - Yangon, Myanmar 

Myanmar in baskenti Yangon da toplam 2 gun 3 gece gecirdim. Hava son derece gunesli ve guzeldi, gunduz 30, gece 20 derece civari. Kaldigim yer de guzeldi, kogustan bir cok insanla tanisip muhabbet ettim. Bu otelin en guzel yani ise sabahlari sunulan acik bufe kahvaltiydi, 10 cesit recelden tropik meyvalara, milk-shake den degisik boreklere kadar padisah sofrasi gibi bir kahvaltiydi, burada kalmak icin basli basina bir sebep. Diger yemekler icin ise ayni seyi soyleyemeyecegim, Myanmar mutfagi biraz sayif, pirinc agirlikli curry ler genelde, bir sure sonra biraz bayabiliyor. 

Benim icin son derece ilginc bir deneyim oldu Yangon, karsilastigim en degisik sehirlerden biri. Bu degisikligi bir zamanlar Ingiliz kolonisi olmasiyla alakali, sehri Ingilizler insa etmisler. Londra yi andiran, koloni donemi binalariyla dolu, son derece genis caddelere ve kaldirimlara sahip, izgara modeli insa edilmis bir sehir. Gel gor ki icinde cekik gozluler yasiyorlar, bu da son derece garip bir sentez yaratiyor, icinde sadece Asyalilarin yasadigi bir 19. yy Avrupa sehri gibi. 

Koloni mimarisinin yani sira oldukca etkileyici bir kac yapi daha var Yangon da. Birincisi sehrin tam ortasinda bulunan buyuk, pagoda denen tarzda insa edilmis Sule Paya adinda bir tapinak. Kiliselerin, koloni mimarisinin icinde kaybolmusken 2000 yillik bu pagoda insana carpici bir sekilde aslinda Asya da oldugunu hatirlatiyor. 

Diger ve en onemli yapi ise Shwedagon Paya adindan devasa bir Pagoda ve etrafindaki dini kompleks. Sonradan ucaktan gordugum yapinin ta kendisi oldugunu ogrendigim bu kompleks gercekten cok etkileyici. Altin rengine boyanmis devasa bir yapi, gerisi 8000 altin plaka ile kaplanmis, en tepesinde ise cesitli noktalardan bakinca degisik renklere burunen 5000 elmas ve diger 2000 degerli tas var. Etrafinda ise onlarca irili ufakli mabet, yuzlerce Buda heykeli vb var. Bir nevi hac yeri, insanlar buraya gelip dua ediyor ve meditasyon yapiyor, ortalik budist rahiplerle kayniyor. Ustelik bu rahipler oldukca da dost canlisi, yaniniza gelip iletisim kurmaya calisiyorlar, son derece huzurlu ve de keyifli bir mekan. 

Asyalilar bu genis kaldirimlari da cok iyi degerlendirmisler, tum kaldirimlarda sosyal yasam renkli bir sekilde devam ediyor. En yaygini kucuk cayevleri, kaldirimlara kucuk masalar ve tabureler yerlestirmisler, burada cay iciyorlar, Cin cayi ise bedava, doldur doldur ic. Diger bir cok kaldirimda da gece gunduz pazarlar var, yiyecekten elektronik esyaya hersey bu genis kaldirimlarin uzerine satiliyor, ayrica bir cok ufak restoran da var. Gece gunduz bu kaldirimlarda turlamak ve sosyal yasama katilmak inanilmaz keyifli bir deneyim. Ayrica bu memlekette alkol da oldukca yaygin, bufelerden falan rahatca bulunabildigi gibi heryerde fici bira satan ufak meyhane tarzi yerler var, buralardan ucuza bira almak mumkun. Benim en cok yaptigim alisveris ise yolda dilimlenmis olarak inanilmaz ucuza satilan ananas, karpuz tarzi meyvalar oldu, bu sicakta cok iyi gidiyorlardi. 

Insanlara gelince, bana Hintlilerin ve cekik gozlulerin bir karisimi gibi gozuktuler. Malum Hint alt kitasi ile sinirlari var, ten renkleri Hintliler gibi oldukca koyu, gozleri ise cekik, ama asiri degil. Erkekler oldukca ilginc, hepsi pacalarina kadar uzanan, bellerinde dugum atarak tutturduklari uzun etekler giyiyorlar. Kadinlarda en cik dikkati ceken ise yuzlerine surdukleri tebesir tozunu andiran kremler, sanirim gunesten korunmak ve guzellik icin suruyorlar, hemen hepsinin yuzunun bir kismi beyaz. Kadin erkek herkeste mutlaka bulunan ise buraya ozgu, kumasla kapli parmak arasi terlikler. Ben de bunlardan bir tane alip bir miktar uyum sagladim, ama etek olayina cesaret edemedim. Oteldeki kogustan bir eleman almis, bizimle muhabbet ederken birden asagi indi etek, don paca ortada kaldi, herkes gulmekten kiriliyordu tabii ki, tehlikeli bir durum netekim. :-) 

Insanlar son derece cana yakinlar, turizm henuz canlarina okumamis. Bana bir anlamda Iran i hatirlatti burasi, 2 ulke de berbat devletleri yuzunden azap icindeler, fakat gene ayni sebepten dolayi yozlasmamislar, turistlerin az olmasinin getirdigi bir samimiyet, durustluk var, oldukca ironik bir durum. Basta Hindistan ve Nepal den kalan bir aliskanlik olarak birisi yanina geldigi zaman once killaniyorsun, fakat %90 samimi cikiyorlar, Iran daki gibi iletisim kurmak istiyorlar. Boyle yanima gelen de ilginc bir elemandi, Huseyin adinda biri, dedesi Ingiliz ordusunun emrinde uzun zaman once Pakistan dan gelmis buraya, sonra yerlesmisler. Boylece buradaki Hindu ve Musluman azinligin buraya nasil geldigi de acikliga kavusmuz oldu. Cok iyi bir insandi Huseyin, Turk oldugumu ogrenince iyice sevindi, etrafi gezdirdi, guzel bilgiler verdi. Turk oldugumu soyleyince cogu insan once anlamiyor, sonra anladiklari zaman futboldan bahsetmeye basliyorlardi, en ilgincide Budist rahiplerdi, hepsi futbol hastasi, Hasan Sas falan diye saymaya basliyorlardi. ;-) 

Dedigim gibi insanlar oldukca iyi niyetli, ama sepette curuk elmalar da yok degil. Otellerin verdigi doviz oranlari dusuk, sehrin meydanindaki pagoda nin etrafi ise karaborsa dovizcileri ile kayniyor. Fakat bunlardan para degistirmek riskli, istisnasiz hepsi kaziklamaya calisiyor, hazirladiklari destelerde eksik para var, oturup tek tek saymak gerekiyor. Bir de bunlarla soyle ilginc bir muhabbetim oldu, Hindistan tacizlerden nasil yildigim malum, fakat bu durumdan sikayetci olan bir tek ben olmadigim icin bazi uyanik Hintliler bir t-shirt yapmislar satiyorlar. T-shirt de sirasiyla No Change Money, No Hashish, No Silk, No Rickshaw, No Boat, No Problem yaziyor. :-) Varanasi deyken bu t-shirt cok hosuma gitmisti, hemen almistim. Buradaki ilk gunumde de temiz t-shirt um kalmamisti, uzerimde bu t-shirt vardi. Gezerken dovizciler yaklasiyorlardi Change Money? diye, ben de birsey demeden t-shirt umdeki No Change Money yazisini gosteriyordum, adamlar gulmekten yerlere yatiyorlardi, boylece hem egleniyorduk hem de 2 tarafin da kalbi kirilmamis oluyordu. :-) 

Sehirde genel olarak oldukca olumlu bir hava vardi, totaliter devlet izlenimi vermiyor, oldukca refah icindelermis gibi gozukuyor. Fakat bunun devletin bir taktigi oldugunu, bunun Yangon disina cikinca degisecegini tahmin ediyorum. Ne de olsa burasi baskent, yabancilarin ilk ve bazen tek gordukleri yer, sanirim iyi bir izlenim birakmak icin butun enerjilerini buraya yogunlastirmislar ve refah icinde bir kent gorunumu yaratmislar. Halk da bekledigimden daha batililasmisti aslinda, mesela kaldirim pazarlarinda VCD de satiliyor, burada genelde ulkenin unlu Heavy Metal grubu Iron Cross un konserlerini yayinliyorlardi, oldukca saglam metal konserleiydi, saskinlik icinde kalmistim. 

Buradaki tek sikintim ise para hususunda oldu, megerse Amerikan yaptirimlari varmis, seyahat ceklerini bozmuyorlar, kredi karti kullanilamiyor, yaninda nakit dolar yoksa yandin. Ki bana da aynen oyle oldu, guc bela karaborsada seyahat ceklerimi bozdurdum, fakat 100$ icin 20$ komisyon aldilar, evlat acisi gibi oturdu icime, benim icin onemli bir para. Halbuki LP da sorun olmayacagi yaziyordu, demek ki kisa zaman icinde iyice kotulesmis bazi seyler. 

Yangon daki 3. gunumde ertesi gun Inle golune gecmeye karar verdim ve biletimi aldim, nasil olsa buyuk ihtimal buraya geri donmem gerekecek, ufaktan gezmeye baslayayim diye dusundum. Terasta kogustakilerle muhabbet ederken Isvecli Linus adinda bir eleman da tesadufen benimle ayni gune bilet almis, bunu duyan bizim Ingiliz Daniel ile Kanadali Debra adinda bir hatun da birdenbire bize katilmaya karar verdiler ve biletlerini aldilar, boylece gene ufak bir grup olusmus oldu. Oglen 12 de yola cikacagiz ve 16 saatlik bir yolculuktan sonra unlu Inle golune ulasacagiz. Gol maceralari ile yeniden gorusmek uzere herkese sevgiler...