Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 18-11-2004
Yazılış yeri: Pokhara, Nepal
 
 
7-11-2004 - Varanasi, Hindistan - Sunauli, Nepal 

Sabahin erken saatlerinde Nicolas ile beraber otelden check-out`umuzu yapup terminale dogru yola cikiyoruz. Dun gece ilginc bir sey oldu, Nepal biletlerimizi aldigimiz acenta sahibi elinde biletler otele geldi ve paramizi iade etti, megerse bir tek ikimiz bilet almisiz otobus icin. Fakat ikimiz de bir an once Hindistan`dan ayrilmak istiyoruz, turist otobusleriyle degil de devlet otobusleriyle gitmeye karar verdik. Devlet otobusleri fikri rahatsiz edici, yaklasik 30 yillik inanilmaz dokuntu otobusler, pek konforlu degil ama baska caremiz yok gibi. Terminale gittigimizde Sunauli otobusunun gec bir saatte oldugunu, ama simdi kalkacak Gorakhpur otobusune binersek Sunauli`ye degistirebilecegimizi soyluyorlar, biz de oyle yapiyoruz. 

Otobus hayatimda bindigim en kotu otobus, yol Hindistan`da karsilastigim en kotu yol, yaklasik 7 saatlik yorucu bir yolculuktan sonra Gorakhpur`a geliyoruz ve buradan Sunauli otobusune binip bir 3 saatlik yolculuk daha yapiyoruz. Yaklasik 8 gibi Sunauli`ye variyoruz ve 1 km uzakliktaki sinira dogru yurumeye basliyoruz. Bu sirada pesimize bir herif takiliyor, Nepalli bir otel simsari, Nepal`de bu heriflerin azalacagini umut ediyordum ama daha siniri gecmeden yakalandik bile, ustelik zilzurna sarhos herif. Gitmezse dovecegim ilk Nepallinin kendisi olacagini soyluyorum, cekip gidiyor. Sinir cok komik, yolgecen hani gibi, Nepalli ve hindistanlilar istedikleri tarafa yuruyup geciyorlar, bize bile kimse bir sey demiyor, kendi istegimizle gitmesek ofise `Hop hemserim nereye?` demiyecekler neredeyse. Kisa suren bir islemden sonra 30$`a vizelerimizi aliyoruz, hayatimda gordugum en kotu vize, ulkenin icinde bulundugu yoksullugu ozetler gibi. 

Canatalarimizi tekrar sirtlanip Nepal tarafina geciyoruz, inanilmaz bir sey, o kaos, kargasa, pislik bir anda bicakla kesilmis gibi sona eriyor, gozlerime inanamiyorum. Sunauli`nin yarisi hindistan`da, yarisi Nepal`de ve biz geceyi burada gecirecegiz. Kitabimizdan sectigimiz bir otele yerlesiyoruz, oldukca sevimli bir aile tarafindan isletiliyor, surekli gulumsuyorlar, zaten Nepallilerin bu sicakligi meshur, siniri gecer gecmek karsilasmak cok guzel. Yemeklerimizi yedikten sonra bir de kutlama birasi icip 10 gibi odalarimiza gidiyoruz, sabah erkenden kalkip farkli destinasyonlarimiza dogru yola cikacagiz. 


8-11-2004 - Sunauli, Nepal - Pokhara, Nepal 

Sabah uyandiktan sonra toparlanip asagiya iniyoruz, kahvaltimizi ederken oteli isleten aile otobus biletlerimizi alabileceklerini soyluyorlar, kabul ediyoruz. Ben Pokhara`ya gidecegim, Nicolas ise Kathmandu`ya. Otelden check-out`umuzu yaptiktan sonra bir bisiklet-riksov ile terminale gidiyoruz, yolda ilk kontrol noktasi ile de karsilasiyoruz, Nepal`deki Maocularla olan ic savas yuzunden bu kontrol noktalari sikca var, alismamiz gereken bir durum. Nicolas ile vedalastiktan sonra otobusume biniyorum, genelde Nepalliler var, benim haricimde 4 adet yabanci daha mevcut. Yolculugun ilk safhasi kotu geciyor, surekli durup kalkarak yavas bir sekilde ilerliyoruz, ama sonunda daglara dogru tirmanmaya basladigimizda manzara tamamen degisiyor, keyfim yerine geliyor. Bu son otobus yolculugunu kaldiramayacagimi zannediyordum, ama ormanlar, daglar, nehirlerden olusan manzara durumu tamamen degistiriyor. 

Yolda 5 adet kontrol noktasi ve bir adet lastik patlamasindan sonra nihayet aksam 7 gibi Pokhara`ya ulasiyoruz. Otobuse simsarlar biniyor, birisi direkt bana yoneliyor. Ama nedense bir sekilde isiniyorum adama, Hindistan`da insanlara guvenme yetimi kaybettim, ama sanirim burada yeniden kazanacagim. Turistik bolge olan Lakeside`a dogru yola cikiyoruz, ve sonuc neyseki umdugum gibi cikiyor, adam hakikaten otelin sahibiymis, ailesi ile isletiyor, ama pesinen guzel manzarali bir yer aradigimi, yarin begenmezsem cikacagimi soyluyorum, kabul ediyor, 200 rupiye oldukca kaliteli bir odaya yerlesip dus aliyorum. 

Otele yerlestikten sonra hemen bir restoranta yoneliyorum, oldukca luks gozuken bir yer, saskinlik icindeyim. Menude biftekde var, Hindistan`daki keci biftegi deneyiminden sonra korka korka `Hangi hayvan bu?` diye soruyorum, garsondan `Inek efendim` cevabini alinca oyle bir seviniyorum ki o da kendini tutamayip guluyor. Biftegin yani sira bir salata ve lokal bira olan Everest`den de ismarliyorum, o kadar guzel ki yemek, ortam, muzik, keyiften cildirmak uzereyim. :-) Anlasilan bir an once Nepal`e gelmek son derece dogru bir kararmis, sanirim burada huzuru bulacagim. Enfes yemegi yedikten ve bu mutlulukla guzel bir de bahsis biraktiktan sonra odama donuyorum ve uzun zamandir ilk defa huzurlu bir sekilde yavas yavas uykuya daliyorum. 


9/13-11-2004 - Pokhara, Nepal 

Pokhara`da 5 gun boyunca guzel bir sekilde dinlendim, kesinlikle tam bir yeniden sarj oldu bu tatil, Hindistan`dan sonra resmen cennet etkisi yapti. Pokhara son derece huzurlu kucuk bir yer, benim de kaldigim gol kenari ise tamamen turistik, neredeyse Avrupai bir yer. Pokhara meshur Annapurna daglarina cok yakin, buraya yapilacak trekking`lerin hazirliklari burada basliyor. Bu yuzden daha once gittigim yerdekilerin aksine hippy degil de outdoor meraklilarindan olusan bir kitle barindiriyor. Trekking ana turizm kaynagi, etrafda basta trekking uzerine olmak uzere yuzlerce dukkan, otel, restaurant var, genel olarak hepsi de cok kaliteliler. Trekking etkisi ilginc bir sekilde daha sehre yansimis, burada her yerde unlu outdoor markalarinin sahteleri satiliyor, en cok da The North Face urunleri. Bu urunler sudan ucuz oldugu icin neredeyse uniforma gibi olmus, hem yerlilerin hem de turisttlerin neredeyse hemen hepsinin bir yerinde The North Face logosu var, ben de bu orduya 4$`a aldigim oldukca guzle bir sirt cantasi ile katildim. Sehrin Lakeside denen turistik bolumu hakikaten inanilmaz Avrupai, bir kere turistik olmayan bolume de gittim ve o klasik Asya kaosu ile biraz olsun karsilastim. Gene sokaklarda inekler var, kaos var, ama kesinlikle Hindistan gibi degil, son derece temiz, genis caddeler var gene. 

Pokhara`daki ikinci gunumde otelimi degistirdim. eski otelin sahibi bana gol ve daglardan olusan manzara oldugunu soylemisti, ertesi gin gordum ki dogruyu soylememis, ama gercekten iyi bir insandi, normalde bu durumda kavga ederdim ama sadece parayi odeyip yeni bir otel aramak uzere kasaba merkezine gittim. Burada bir bisiklet kiralayip yaklasik 1 saat kadar istedigim gibi bir otel aradim, hem daglar gozukecek, hem gol, hem de hesapli olacak. Sonunda istedigim gibi bir yer buldum, inanilmaz luks bir oda, terastan manzara super, neredeyse 4 yildiz kivaminda bir yer, ve ucret sadece 2.5$ ! Maocularin etkisi iste burada aciga cikiyor, sezonda olmalarina ragmen doluluk orani yarida, bu yuzden biraz pazarlik edince inanilmaz indirimler olabiliyor. Aslinda biraz bakinsam rahatca 1$`a da oda bulabilirim, ama seyahatimin 1. asamasinin bitimine yakin artik luksu hak ettigime karar verdim. Ustelik artik sila hasreti de basladi, aile ve dostlarin yani sira evimdeki ve sehrimdeki konforu da ozledim, bu otel ve sehir bunun icin birebir. 

Kaldigim sure zarfinda tamamen kafama estigi gibi davrandim, ama genel olarak klasik bir gun once sabah Yak peynirinden yapilan guzel bir sandvic ile basliyordu. Ardindan bir mikar yurudukten sonra otelimin nefis gol ve Annapurnalar manzarali balkonuna cikip oylece oturuyordum ve notlarimi aliyordum. Ardindan bir bisiklet kiralayip minimum 2 saat kadar etrafda turladiktan sonra bir miktar siesta icin geri donuyordum, uyandiktan sonra ise genelde gol kenarinda gunesi batiriyordum. Hava karadiktan sonra ise aksam yemegi, kitapcilari turlama, odada 1-2 bira ve yatak. O kadar huzurlu gecti ki bu gunler anlatamam, Hindistan`in yarattigi butun sinir stresi aldi goturdu bir cirpida, midemde tamamen duzeldi. 

Benim kaldigim donem ayrica guzel bir tesadufle de karsilastim, Hindularin Tihar adli festivaline denk gelmisim. Oldukca renkliydi ortalik, cocuklar dukkanlarin onunde toplanip sarki soyleyerek bahsis istiyorlardi, ardindan gece genclerden olusan gruplar teypler getirip sokaklarda dans ediyorlardi, kopekler bile festival ruhuna uygun bir sekilde suslenmislerdi, oldukca sen sakrak gunlerdi. 
Burasi turistik bir yer olmasina ve Maocular yuzunden oldukca bos olmasina ragmen ilginc bir sekilde Hindistan`daki gibi taciz yok. Nadiren sanslarini deniyor bazilari, hayir dedigim zaman da israr etmiyorlar, inanilmaz rahatlatici bir durum. Tek israrci topluluk Tibetli kadinlar, yakinlardaki multeci kamplarindan geliyorlar ve turistlere incik boncuk tarzi seyler satmaya calisiyorlar, ama gene de Hintlilerin yaninda hic birsey bunlar. 

Keyfimi biraz kaciran tek sey ise manzara hususunda oldu. Geldigimin ikinci gini Annapurnalar nefis bir sekilde gozukuyorlardi, yaklasik 6000 ile 8000 arasindaki bu gorkemleri devleri gormek gercekten cok etkileyici, ancak sonraki gun birden bulutlarin arasinda kayboldular ve bir daha da geri gelmediler. Ilk seferde nasil olsa buradalar diye fotograf da cekmemistim, bir daha gozukmezlerse gercekten cok uzulecegim. 

Bu arada Burma icin ucak biletimi de aldim, ve yolculugumun Guney-Dogu Asya safhasi kesinlesmis oldu. En ucuz bilet Bangladesh havayollarinin Dhaka aktarmali biletiydi, 235$`a aldim. Fakat erken tarihe bulamadim, 4 Aralikta Bangladesh`in baskenti Dhaka`ya ucuyorum, ardindan havalaninda 1 gece gecirdikten sonra ertesi gun Burma`nin baskenti Yangoon`a. Bu gecikme yuzunden Nepal`de kalis surem de uzadi tabii, ben de daha uzun bir trekking yapmaya ve ekstradan bir de meditasyon kursu yapmaya karar verdim. 

Meditasyon kursum yarin yani 14`unde basliyor, kurtan sonra `ermis` bir sekilde gorusmek uzere herkese sevgiler. ;-)