Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 11-11-2004
Yazılış yeri: Pokhara, Nepal
 
 
30-10-2004 - Jaisalmer, Hindistan 

Bir suredir oldugu gibi gene sabah 7 gibi uyaniyorum, ama bu seferki farkli bir seyahat icin. Colde yapacagimiz deve safarisine kisa bir zaman kaldi, bir miktar heyecanliyim. Once alelacele birseyler atistiriyoruz, sonra da bizi baslangic noktasina goturecek olan cipe Ispanyolalr ile beraber binip yola cikiyoruz. Yolda bir cevirme oluyor, klasik bir `bahsis` vakasi, artik colun ortasinda ceza yazmak icin ne bahane buldular gercekten merak ediyorum. Sonunda baslangic noktasina ulasiyoruz, develer ve suruculeri bizi bekliyorlar, hepimiz heyecanliyiz. Once tanisiyoruz, benim Turk ve dolayisiyla Musluman oldugumu ogrenen deveciler pek bir seviniyorlar, onlar da bu Pakistan sinirina cok yakin bolgedeki bir cok insan gibi Muslumanlar. Develere birer birer biniyoruz, devenin ayaga kalkis sureci gercekten cok garip, insan bir tuhaf oluyor. Ardindan Amin ve Cay ile vedalasip dusuyoruz yollara. 

Ilk 1-2 saat devede oturmaya alismaya calismakla geciyor, yaman is dogrusu, kicim aci icinde. Zaten bir kac gunden beri gene kotulesmis olan midemde sarsintidan iyice etkilendi, bir miktar azap icerisindeyim. Mola verdigimiz ilk col koyu, turistik olmayan guzergahi secmemize ragmen anlasilan bizlere oldukca alisik. Develerden indigimizde yurumekte gucluk cekiyoruz, bacaklarimizi acmaya calisirken koy cocuklari cevremizi sariyorlar, `10 rupi, 10 rupi` diye para dilenmeye basliyorlar. Hepimizin cocuklara para vermeme, boylece dilencilige alistirmama prensibi var. Ispanyol hatun Blanca guzel bir yol buluyor, cocuklarla oyun oynamaya basliyor, bir anda hepsi buyulenmis gibi onun etrafina toplaniyorlar, keyifli bir goruntu. Blanca dunya tatlisi bir kiz, hani hangi yasa gelirse gelsin bizdik gibi olan tiplerden. Ispanyollardan Jorges ile evliler ve onlarin da bir bebekleri olacakmis. Diger eleman da Angel adinda genelde hep beraber seyahat ettikleri yakin bir arkadaslari. Neyse, bir muddet koyde oyalanip bir miktar resim cektikten sonra tekrar dusuyoruz yollara. 

Acikcasi buralar pek hayalimdeki coller gibi degil, malum western`lerde, Red Kit`lerdeki collere alistik, burasi ise bayagi bitkilerle falan dolu garip bir yer, col ama bi garip iste. Yolda en cok otlayan inek suruleri ve cobanlarini goruyoruz, cok ilginc degil manzara. 2. mola yerimiz ise kucuk bir ciftlik oluyor, iste burasi gercekten tamamiyle medeniyetten yalitilmis bir yer. Cocuklar bizi ilgiyle izliyorlar, para falan istemiyorlar, zaten bu allahin unuttugu yerde paranin fazla bir islevi yok muhtemelen. Bu ciftligin yakininda yemek molasi verecekmisiz, 1 gibi develeri serbest birakiyorlar, bizde bir agac altina gecip yemek hazirliklarina basliyoruz. Sectigimiz turda `iyi yemek` vaadeiliyordu, gelen yemegin ise bu kavramla uzaktan yakindan alakasi yok. Meyvalar biraz iyi geliyor, ardindan hepimiz saat 3`e kadar siesta yapiyoruz ve geceyi gecirecegimiz yere dogru yola cikiyoruz. 

Gene klasik pek matah olmayan colde ilerledikten sonra ise gercekten etkileyici bir manzara karsiliyor bizi, ozlemini kurdugum, Sahara`yi animsatan kum tepeleri. Geceyi bu tepelerde gecirecekmisiz, kamp kurulurken biz de yuruyuse cikiyoruz, gunes batimini seyretmek uzere bir tepecige yerlesiyoruz, buradan 2 tur grubu daha seciliyor, onlar da bizim yakinimizda geceyi gecirecekler anlasilan. Bu sirada uzakta gozuken koyden gelen bir cocuk geliyor yanimiza, elinde kola siseleri var, `kutsal sivi` colun ortasinda dahi pesimizi birakmiyor. Dilenmektense cocugun boyle bir is yapmasi guzel tabii, yardim amacli aliyoruz 1-2 kola. Ardindan yine baska bir yerde gunesi batirdiktan sonra kampa donuyoruz. Atesi yaktiktan sonra devecilerin basi olan Nabad oldukca ilginc turkuler esliginde yemegi yapiyor, basit bir Mercimek-Pilav-Ekmek menusunden sonra kendi aramizda muhabbete basliyoruz. Bir ara Jorge`ye Ispanyol rock grubu Heroes Del Silencio`yu sevdigimden bahsediyorum, adam birden heyecanlaniyor, megerse en sevdigi grupmus, cuzdanindan fan club kartini cikartip gosteriyor, beraber Entre Dos Tierras`i mirildaniyoruz. Ardindan uzaylilardan ulkelerimizin politik durumuna kadar daldan dala atladiktan sonra saat 9 gibi deveciler uyumak istediklerini soyluyorlar, Ispanyollar da bunu onayliyorlar. Biraz uzuluyorum bu duruma, mukemmel bir gece, colun ortasinda medeniyetten uzaktayiz, kamp atesimiz var, bir kac once dolunay olmasi sebebiyle ay hala guzel bir sekilde aydinlatiyor etrafi, ama anlasilan oturmak isteyen bir tek benim, gece insani olmak zor zanaat netekim. 

Herkes yattiktan sonra once tek basima dolasmaya basliyorum, ardindan yakindaki diger kamplardan birine gidiyorum. Buradaki 2 Japon kizla muhabbet ediyoruz, ancak onlarin devecileri de cok yorgun, birisi `Git uyu be adam` gibi ters bir laf ediyor, agzinin payini veriyorum tabii ki, turk oldugumu da ogrendikten sonra iyice ozur moduna giriyor ama nafile, keyfim kacti bir kere. Cole geri donuyorum, saatlerce tek basima dolastiktan sonra kampa donup yavas yavas cevremizdeki binlerce kara bocek ve minik beyaz fareler esliginde, bu safarinin en guzel kisminin gece oldugunu dusunerek uykuya daliyorum. 


31-10-2004 - Jaisalmer, Hindistan 

Sabah 6 gibi kalkip caylarimizi icerek gun dogumunu seyrediyoruz ve ardindan yavas yavas yola cikma hazirliklarina basliyoruz. Hic birimiz cok istekli degiliz, deve sirtinda oturmak kicimizi ve bacaklarimizi maffetti, simdi bu yeni iskenceyi hic cekecek halimiz yok. Yola ciktiktan sonra ilk pes eden Blanca oluyor, artik dayanamadigini, yurumek istedigini soyluyor. 1 saat sonra canindan bezmis olan kocasi Jorge de ona katiliyor, ben dayanmak istiyorum o kadar para verdik, ama bu 2. gun hakikaten gereksizmis. Bir sure sonra artik benim kicimda da derman kalmiyor, aci icindeyim, inip bizimkilere katiliyorum, bir tek Angel direniyor hala. Bu sefer ilk duragimiz bir Hindu koyu oluyor, ama pek ilginc bir tarafi yok. Jorge cok mutsuz, paramizin karsiligini alamadigini dusunuyor, ki hak vermemek mumkun degil. Dun oldugu gibi 1 civari mola veriyoruz, yemek ve siesta sirasi geliyor. Ardindan jipin bizi 4`de alacagi son duragimiza dogru ilerliyoruz, Angel haric hepimiz yuruyoruz hala, sozum ona deve safarisi bu. Bu yol sirasinda da ilginc hic birsey yok, ustelik karayolunun yanina geldik, hic bir ozelligi kalmadi. 

Herkes durgun ve mutsuz, dun fena degildi ama bu 2. gun tam bir fiyasko. Jip de gelmesi gereken saatten 1 saat sonra geliyor, kos kos binip gidiyoruz. Bu mutsuz halimizi goren Cay meraklaniyor, noldu size falan diyor. Sonunda otele ulasiyoruz, hemen odalarimiza gidip banyo yapmaya geliyor sira, kendimi yeniden dogmus gibi hissediyorum. Bir miktar dinlendikten sonra Cay kapimi caliyor, hep beraber yakindaki bir restoranta gidecegimizi soyluyor. Gidiyoruz, fena bir yer degil, ustelik Rajput calgicilar var, ilginc yerel muzik esliginde keyifli bir gece bu gunku izdirabi biraz unutturur gibi oluyor. Planima gore yarin Rajasthan yolculugumu bitirip uzun bir yolculuktan sonra Agra`ya gececegim, zaten cocuklar da yorgun, otele donup erkenden yataklarimiza gidip bu yorucu gunu noktaliyoruz.