Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 3-11-2004
Yazılış yeri: Agra, Hindistan
 
 
28-10-2004 - Jodhpur, Hindistan 

Sabah erkenden uyanip otobus terminaline dogru yola cikiyorum. Ofisin onunde bir grup backpacker bekliyor, tanisiyoruz, 2 Ingiliz ve 2 Hollandali. Bu sefer sansliyim, onlar da benim gibi Jodhpur`a gidiyorlar. Bir de kaldigim hotelden Hintli bir eleman var, Jodhpur`da oteli varmis, bu diger backpacker`lari oraya goturuyormus, benim de gitigimizde oteli gormem icin israr ediyor, tamam diyorum mecburen. Muhtemelen bizi goturup komisyon alacak, artik alistik bir kere, madem digerleri de orya gidiyor bir gormekte sakinca yok. Bir sure sonra yola cikiyoruz, otobus Hindistan`da sikca rastladigim `Sleeper` turunden, kimi ranzalara cikiyor, kimisi de koltuklara kuruluyor. Yolculuk bir sure sonra ilginclesmeye basliyor, gectigimiz koyler tipik Rajasthan koyleri. Burada renkli sariklari, kupeleri, pala biyiklari ile yasli Rajput erkekleri ve koca hizmalari ile kadinlari goze carpiyor, oldukca degisik, gercek Rajasthan`i yansitan goruntuler. 

3 gibi Jodhpur`a variyoruz, gordugum en korkunc riksovcu ordusu tamtakim bizi bekliyor. Asagiya indigimizde kiyamet kopuyor, bizi kendi riksovlarina bindirmek icin inanilmaz bir mucadele var, sonunda birbirleriyle kavga etmeye basliyorlar, dehset bir sey. Bu kargasa sirasinda 2 riksova hepimiz birden dolusup yola cikiyoruz. Bizi anlasmali oldugu otele goturen Sani`nin liderliginde renkli sokaklardan gecerek ilerliyoruz, meshur Jodhpur kalesine 2 dakika mesafede eski sehrin icersindeymis otel. Sonunda variyoruz, bizi iyi niyetli gozuken bir aile karsiliyor, anlasilan aile pansiyonu tarzi bir yer. Bana gosterdigi odaya 125 rupi istiyorlar, banyosu olmadigi icin 100 veririm diyorum, diger elemanlar da begenmisler odalari, hepberaber yerlesiyoruz, zaten begenmesek bile Sani napip eder bir sekilde yerlestirir bizi, tam yirtik otel komisyoncusu, adamin agzindan girip burnundan cikan tiplerden. Herkes odalarina yerlesiyor, ben ise hemen esyalarimi birakip kaleye dogru yola cikiyorum. Burada sadece 1 gece kalip yarin sabah erkenden Jaisalmer`e dogru yola cikacagim, o yuzden kaleyi gitmeden gormek istiyorum. 

Eski sehrin sokaklarindan fazla bir tacizle karsilasmadan hakikaten 2 dakikada kaleye ulasiyorum, ama tabanina tabii. Tepeye tirmanmam gerekiyor, yaklasik 10 dakikalik bir tirmanistan sonra karsilastigim manzara inanilmaz degisik. Rajasthan sehirlerinin baslicalari renklerle aniliyor, Jaipur pembe, Pushkar beyaz, Jaisalmer kum rengi sehirler, Jodhpur ise mavi sehir olarak aniliyor. Onumde masmavi boyanmis evlerden olusan eski sehir yatiyor, zaten hastasiyimdir bu rengin, keyfime diyecek yok. Muazzam bir fikir, firsat verseler ben de bizim yazligin oldugu siteyi boyle maviye boyamak isterim aslinda. :-) Sonra yavas yavas kalenin bilet gisesine dogru yoneliyorum ve birden keyfim kaciyor. Burada turistlere uygulanan fahis fiyat uygulamasini iyice abartmislar, 250 rupi istiyorlar. Lutfetmisler, bir audio-guide ve fotograf cekme izni de dahil bu fiyata. Caresiz kufrede kufrede aliyorum bileti, eskiden Efes`te falan turistlere uygulanan yuksek fiyatlari gorunce `Odesin tabii zengin pezevenkler` derdim, simdi kendim dustum bu duruma, o zaman benim gibi dar butceli gezgin modelindne haberim yok tabii naparsin. Neyse, audio-guide`imi kulagima takip basliyorum tura, once faso fiso bilgiler var, sonraki ilk durak ise oldukca ic burkucu. Duvarda 10-15 el izi var, bunlar cerceveye alinmislar. Hikaye son derece acikli, Maharaja oldukten sonra yakildigi zaman cenaze atesine gelenege gore dullari da gonullu olarak atarlarmis kendilerini, iste bunlar bu talihsiz kadinlarin el izleri. Neyse ki en son 1800`lerde olmus boyle toplu bir intahar, ama onceden duyduguma gore Hindsitan`da hala tek tuk de olsa kocasinin cenaze atesine kendini atan kadinlar oluyormus. 

Kaledeki turuma devam ediyorum, esyalar falan guzel de, ben hala masmavi evlere takmis durumdayim. Kalenin burclarindan manzara daha da bir guzel, doyasiya cikariyorum keyfini. 2 saat kadar gezdikten sonra turumu sona erdiriyorum ve gun batimini izlemek uzere guzel bir yere konuslaniyorum. Gezimin basindan beri onlarca degisik yerde gunesi batirdigimi, ama hep yalniz oldugumu dusunuyorum, icim burkuluyor biraz. Ardindan otele geri donup bir dus aliyorum, sonra da terasa cikiyorum. Ingilizler ve Sani terastalar, konusmaya basliyoruz, okullarini yeni bitirmisler, kendilerine boyle uzun bir ara vermisler, Avustralya`ya dogru seyahat ediyorlar, tatli bir cift. Muhabbet guzel olmasina guzel ama Hintli komisyoncumuz Sani triplerde, bana surekli laf sokmaya calisiyor, bir yandan da surekli bira icmem icin israr ediyor, ondan da komisyon aliyor heralde herifcioglu. Sonunda beni iyice sinirlendirip de hak ettigi cevaplari alinca siniyor, tekrar efendilesiyor ne hikmetse. Yarin gideceksen biletini ben alirim diyor, sonra da cikip gidiyor biletimi almaya, gene de bir turlu guvenemiyorum bu herife, cok sinsi, surekli yalan soyluyor, tipik harcini turistlerden cikaran tiplerden biri. Ingilizlerle bir sure daha muhabbet edip birer Hint birasi Kingfisher goturdukten sonra gunun yorgunlugu ile odalarimiza cekiliyoruz, malum yarin sabahin korunde gene erkenden kalkip Jaisalmer yollarina dusecegim.