Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 2-11-2004
Yazılış yeri: Agra, Hindistan
 
 
26-10-2004 - Udaipur, Hindistan 

Otobus bekledigimden erken bir saatte, sabah 4 civari Udaipur`a ulasiyor. Zaten Hindistan`da ongorulen seyahat sureleri hic bir zaman dogru cikmiyor, bu tamamen soforun ne kadar hizli surdugune bakiyor. Merkezi bir yerde otobusten iniyorum, tek bir riksovcu var. Beni kendi anlasmali oldugu otele goturmek istiyor, komisyon alacak, normalde bunu asla yapmam ama sabahin 4`u, fazla sansim yok. Otellerin oldugu Jagdish tapinagi bolgesindeki riksovcunun oteline gidiyoruz. Beni karsilayan adam iyi birine benziyor, oldukca luks, kendi banyosu ve sicak suyu olan bir odaya 150 rupi istiyor, biraz pahali ama bu oda icin oldukca iyi bir fiyat, kabul ediyorum. Ustelik otelin terasindan golun manzarasi oldukca guzelmis soyledigine gore. Odaya yerlestikten kisa bir sure sonra gunun ve yolculugun yorgunluguyla uykuya daliyorum. 

Saat 1 gibi uyandiktan sonra heyecan icindeyim, nihayet Rajasthan seyahatimin doruk noktasi olacagini tahmin ettigim Udaipur ile birbirimize kavusacagiz. Tam bir gol hastasiyimdir, suyu cok severim, golleri ayri bir severim. Durgunluklari, yansimalari, sakinlikleri beni hep inanilmaz etkiler, ki Altin Tapinak ve Pushkar`i sevmemin en onemli sebepleri de hep buralardaki gollerdi. Simdi ise gollerin kralina kavusacagim. Udaipur`un cesitli fotograflarini gordum, gollerin ortasina insa edilmis gorkemli saraylari ile inanilmaz bir goruntusu var, sanki saraylar golde yuzuyormus gibi. Gollerin uzerindeki saraylar o kadar etkileyici ki meshur James Bond filmlerinden Octopussy`nin buyuk bir bolumu bu goller ve saraylar cevresinde cekilmis. Necdet Sen`de `Nereye?` adli kitabinda surekli Udaipur`dan ne kadar etkilendiginden bahsediyor ve en nihayetinde ben de bu buyulu sehirle birazdan karsilasacagim. 

Hizli adimlarla terasa cikiyorum, buyuk bir heyecan icerisindeyim. Otelin sahibiyle 1-2 laf ettikten sonra hemen golun oldugu tarafa yoneliyorum, ve, olamaz, dunya basima yikiliyor bir anda. Gol yerinde yok! O gorkemli saray karaya oturmus, ortalikta bekledigim buyuden eser yok. Sok olmus bir vaziyette hemen otelin sahibine yoneliyorum `Nerede bu gol` diye, o da bana 6 yildir buranin yagmur almadigini ve gollerin sonunda kurudugunu anlatiyor. Yasadigim uzuntuyu anlatamam, surekli hayalini kurdugun platonik sevgiliyi kolu kanadi kirilmis bir halde bulmak gibi birsey bu. Ben kendime gelmeye calisirken otel sahibi anlatmaya devam ediyor, surekli `kotu karma`dan bahsediyor. Civardaki her yer yagmur aliyormus bir tek burasi almiyormus. Gollerin kurumasi inanilmaz kotu etkilemis sehri, artik cok az kisi geliyormus, tevekkeli degil demek ki ondan Udaipur otobusunde bir tek ben vardim. Simdi luks bir otele cevrilmis olan gol uzerindeki sarayda kalmak icin dunyanin dort bir yanindan zenginler siraya girermis eskiden, simdi dusen fiyatlara ragmen kimse kalmak istemiyormus. Hala inanmak istemiyorum bu duruma, kahvaltimi ettikten sonra once kurumus gol yataginda geziyorum bir sure, bu sadece uzuntumu daha da arttiriyor. Necdet Sen`in kitabindan dogru yerde olup olmadigimi kontrol ediyorum, kitapda bir golden daha bahsediyor, belki bir umit diye bir riksova atlayip oraya gidiyorum hemen. Ama nafile, o gol de kurumus, Necdet Sen`in onunde resim cektirdigi gol ortasindaki yapi artik karada. Inanilmaz mutsuz bir sekilde sehre donuyorum, dolasmaya basliyorum, klasik taciz atislari basliyor, zaten mutsuzum, tersliyorum hepsini, bol bol kufredip hincimi onlardan cikartiyorum. 

Hayal kirikligi icinde ve tacizlerden yorulmus olarak otele donuyorum, terasta kadrolu Israillilerle beraber bir miktar televizyon seyrettikten sonra odama donuyorum ve bu uzucu gunu noktaliyorum. 


27-10-2004 - Udaipur - Hindistan 

Saat 12 gibi uyaniyorum, uzucu gercegi biraz daha kabullenmis durumdayim. En azindan gorebildigim kadar yer goreyim diyerek eski yapilari dolasmaya basliyorum. Oncelikle otelin hemen yakinindaki Jagdish tapinagina gidiyorum, oldukca guzel iscilige sahip eski bir Hindu tapinagi. Ardindan Maharaja`larin eski ikametgahi olan City Palace`a gidip muzeyi gezmye sira geliyor, oldukca etkileyici bir yapi. Otele donup bir sure dinlendikten sonra gene Necdet Sen`in kitabina bakiyorum, burada Udaipur`da uzun bisiklet turlari yaptigindan bahsediyor. Bu hayal kirikligi ile dolu gunleri belki daha eglenceli hale getirir diye ben de bisiklet kiralamaya karar veriyorum. Gunlugu 25 rupi`ye eski bir bisikletle sehir turuma basladiktan sonra ineklerle, riksovlarla, kopeklerle, domuzlarla dolu sokaklarda bisiklet kullanmak basta oldukca zor geliyor, ama kisa bir sure sonra ritmi kapiyorum ve keyfim yerine geliyor. Bol bol dolasiyorum bisikletle, ustelik bu sayede fazla taciz de edemiyor esnaf. Kurumus gol yatagindaki 2. sarayi gormeye karar veriyorum, ustelik burasi gunes batimi noktasi, keyifli kisa bir seyahatten sonra buraya ulastiktan sonra baska bir turist ciftin benden once davranip buraya gelmis oldugunu goruyorum, onlarla tanisip muhabbet ediyoruz. Almanlarmis, ucakla Hindistan`a gelmisler, karayolu ile Tayvan`a dogru gidiyorlarmis. Muazzam gunes batisini seyrettikten sonra Alman ciftle vedalasiyorum ve otobus biletimi almak uzere sehre geri donuyorum. Normalde burada minimum 3 gun kalmayi planliyordum ama artik pek anlami yok, ertesi gun Jodhpur`a gecmeye karar verdim, biletimi sabah 8 otobusune aliyorum. 

Bisikletle bir sure daha gezdikten ve iade ettikten sonra otele donuyorum, yemek yedikten sonra check-out`umu yapip sabah erken kalkacagim icin yataga gidiyorum.