Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 27-10-2004
Yazılış yeri: Udaipur, Hindistan
 
 
23-10-2004 - Jaipur, Hindistan - Puskar, Hindistan 

Sabah erkenden uyanip check-out`umu yapiyorum ve kahvalti yapiyorum. Ardindan tren istasyonuna dogru yola cikiyorum, guidebook`umda saat 11.30`da Pushkar`a direkt bir hizli tren oldugunu okudum. Allahtan zamaninda yetisiyrum ve rahatlikla biletimi alip trene biniyorum. Yolculuga basliyoruz, bu arada Musluman olduklari belli olan 2 eleman surekli olarak bana bakiyorlar. Sonunda birisi yanima gelip `U.S.A ?` diyor, ben de `No, Turkish, Musluman` diye cevap veriyorum. Musluman`i niye ekledigimden ben de emin degilim, sanirim gozlerine girmek istedim. Sonra tarzanca muhabette basliyoruz, benim de Musluman oldugumu ogrendikleri icin pek bir sevincliler. Yalniz tarzanca bir noktada tikaniyor, imdadimiza Ingilizce bilen bir Hintli yetisiyor ve cevirmenlik yapiyor. Meger bu elemanalar haciymis, Ajmer`de unlu bir Sufi onde geleninin turbesi varmis ve burasi Hindistan`daki Muslumanlar`in en onemli hac mekaniymis. Tren 2.5 saat sonra Ajmer`e geldikten sonra elemanlar onlarla beraber Dergah`a gelmem icin israr ediyorlar, sirt cantamin cok agir oldugunu, baska zaman gelecegimi soyleyip ayriliyorum. Pushkar`a gitmek icin otobusun kalktigi duraga bir riksov ile gidiyorum. 

Durakta 45 yaslarinda Ron adinda bir Hollandali bekliyor, once onunla muhabbet ediyoruz bir sure. Ardindan otobus yola ciktiginda yanimda oturan ailenin cocuklari pek bir ilgileniyorlar benimle, onlarla muhabbete basliyoruz. Ilginc bir ozellikleri varmis, daha onceden sadece adini duydugum Jain dinine mensupmus bu aile ve kutsal mekanlari geziyorlarmis. Yarim saatlik guzel daglik yolu cocuklarla muhabbet ederek geciriyoruz ve ardindan Pushkar`a ulasiyoruz. Elbetteki iner inmez az da olsalar riksovcular ataga kalkiyorlar, ardindan saticilar, torbacilar, dilenciler vb sirayla ataklarini gerceklestiriyorlar, anlasildi burada da cekececimiz var. Ron istersen once bir cay icelim sonra yerles diyor, tamam diyorum, bildigi gol manzarali guzel bir yere gidiyoruz. Iyi bir tesaduf, Ron`un beni goturdugu hotel/restoran zaten benim guidebook`umdan secip isaretledigim otellerden biri. Terasa cikiyoruz, aman allahim, muazzam bir manzara var. Kucuk bir gol, etrafinda bembeyaz boyanmis evler ve tapinaklar, bunlarin da etrafinda kucuk daglar, inanilmaz farkli ve huzurlu bir atmosferi var buranin, sanirim Jaipur`dan bir an once kacmakla cok iyi yapmisim. Masala caylarimizi icerek Ron`la muhabbete basliyoruz, her yil boyle bir yeri 1 ay kadar gezermis. Benim sonradan gitmeyi planladigim guney-dogu Asya ulkelerinin de coguna gitmis, onlarla ilgili guzel bilgiler veriyor. 1 saat kadar muhabbet ettikten sonra vedalasiyoruz, ben de otele kaydimi yaptiriyorum. Gene single oda yok, double odayi 120 rupi`ye veriyor, ustelik banyosu da yok, ama olsun, bu otelin terasinin manzarasi muazzam, kalayim gitsin diyorum. 

Dus aldiktan ve bir sure dinlendikten sonra benim otelin bulundugu sokakta kurulu olan pazarda gezmeye basliyorum, inanilmaz bir taciz var gene. Bunlara bir de sahte din adamlari eklendi bu sefer, gelip sana cicek veriyorlar gole at diye, sonra da fahis paralar istiyorlar, allahdan LP uyariyor bunlar konusunda da hazirlikliyim. Gene de sinirleniyorum, bu `para para para` taifesi beni canimdan bezdirdi, artik Hindistan`dan bir an once ayrilmak istiyorum. Onlari anlamaya calisiyorum, inanilmaz kalabalik bir ulke, cok fakirler, israr etmek zorundalar, ama ne yapayim, ben saglam sinirleri olan birisi degilim ki. Bu acidan Iran`i cok ozluyorum, orada turizm gelismedigi icin yanima gelen herkes samimiydi, burada geldigim gunden beri yanima gelen yuzlerce insandan sadece 2-3 tanesi samimi olarak geldi yanima. Herkes bir sekilde yaklasiyor, altindan mutlaka para cikiyor. Sapasaglam cocuklar bile o kadar alismislar ki `10 rupi ver` diye yaninda dolanip duruyorlar. Turkiye`ye gelen turisterin bu tur tacizlere nasil dayandigini merak ederdim, simdi tam onlarin durumuna dustum iste. Neyse, tam 1-2 kisiye daha `Fak yu!`larimdan savurup karma`ma gene negatif puanlar eklemisken Ron`un soyledigi birsey aklima geliyor. O da muzdarip bu israrlardan, ve bir yontem gelistirmis, kendi dilinde konusmaya basliyormus. Yanima gelen biri gene israr etmeye baslayinca bunu deniyorum, gulumseyerek ve Turkce olarak `Ama canim kardesim hadi bir dedin iki dedin niye artik daha israr ediyorsun istirham ederim ayip degil mi` gibi birseyler sacmaliyorum, hemen uzuyor eleman, ben de boylece Turkce konusup rahatlamis ve de soyledigim sacma seylere gulmus oluyorum, iyi taktikmis hakikaten. :-) 

Bir sure gezdikten sonra bir ara sokaga daliyorum, burada toplanmis cogunlugu hippy kilikli batili gencler goruyorum. Batmakta olan gunesi de gorunce jeton dusuyor, klasik hippy adetlerindendir gunes dogusu ve batiminda toplanip dumbelek calmak, top veya ates cevirmek gibi hokkabazlik numaralariyla ugrasmak, ot icmek falan, netekim bunlar da aynen oyle yapiyorlar. Gidip oturuyorum bir kenara, muazzam gunes batisini izliyorum. Gercekten cok farkli bir yer burasi, bana nedense Ka$`i animsatiyor, zaten LP`da burasi icin etrafdaki tapinaklar olmasa Yunanistan`da gibisiniz yazmis, hakikaten oyle. Iste suyun buyusu bu, kucucuk de olsa gol bambaska, buyleyici bir hava katmis buraya. Etraf tam sayfiye yeri gibi, hava gayet sicak, sandalaletleriyle, sortlariyla dolanan insanlarla kayniyor. Ayrica ilk defa backpacker`larin disinda normal paket tur turistlerini de burada yogun sayilarda gordum. Otele donup yemek yedikten sonra terasta oturup bu buyulu mekani seyretmeye devam ediyorum, cesitli tapinalarda da ayinler devam ediyor ve soylenen ilahileri net olarak duyabiliyorum. Bir sure sonra havai fisekler de basliyor, malum 9 gun boyunca kutlanan kutsal gunlerdeyiz hala. Bu oldukca guzel gecen gunun ardindan sabahin erken saatlerinde ancak odama donebiliyorum. 


24/25-10-2004 - Pushkar, Hindistan 

Sonunda Puskar`daki gunlerimi de noktalamaya karar verdim ve 25`i aksami Udaipur`a giden otobuse bilet aldim. Oldukca guzel gecti buradaki 2.5 gunum diyebilirim, yalniz sokaklardaki tacizler delirtiyordu beni, sonradan guzel sakin yerler kesfettim, oralarda yuruyus yapip bol bol fotograf cektim, oglenleri de siesta yapip dinlendim. 

Burada kaldigim 2. gunde gene gunes batisini izlemeye gittigimde ilginc bir sey gordum. Gene cogu Israilli gencler toplanmisti, baktim 2 tane de ortodoks Yahudi diyebilecegimiz sakalli sapkali falan tiplerden var, Israilli genclere gidip birseyler soyluyorlar. Sonunda genclerden biri ne istiyorlarsa artik ofleye pofleye kabul etti. Bunun uzerine ortodokslar cantlarindan bazi zamazingolar cikardilar, bunu cocugun kollarina kafasina falan doladilar, takke taktilar, eline de bir kagit tutusturdular. Cocuk buradan sallana sallana Ibranice dualar okumaya basladi. O zaman jeton dustu, bunlar sanirim gonulluler, burada cok fazla Israili oldugu icin bunlarin dinlerini unutmasindan falan korkuyorlar, boyle dolasip dini vecibelerini yerine getirmeye zoluyorlar. Cok ilginc, bunlari gordukten sonra niye Hindistan`da binlerce Israilli oldugu daha bir kafami kurcalamaya basliyor. Ama cevap gecikmiyor, bakiyorum tipin teki siritarak bana geliyor. Birden animsiyorum, Haridwar-Jaipur otobusundeki Israilli eleman bu. Onlar da Jaipur`dan sikilmislar, hemen buraya gelmisler. Sicagi sicaina soruyorum, `Aslanim siz niye paso Hindistandasiniz` diyorum, o da `Abi bizde erkeklere askerlik 3 yil, kizlara 2 yil, buraya askere gitmeden veya askerlik bittikten sonra cok ucuz oldugu icin uzun sureli dagitmaya geliyoruz` diyor. Eh, olay kismen acikliga kavustu. Orada bir sure daha muhabbet ettikten sonra vedalasip otellerimize donuyoruz. 

Ayrilacagim gun de gelip catiyor sonunda, son kez golun etrafini turlayip acentaya yollaniyorum. Otobus Ajmer`den kalkiyor, oraya acenta goturecek. Bir de bakiyorum ki yaklasik 10 backpacker cantalariyla beklesiyor, yasadik diyorum, demek ki Udaipur yolculugu keyifli gececek. Milletle muhabbete basladiktan sonra ise hadisenin ayni Dharamsala-Shimla seferimdeki gibi oldugu ortaya cikiyor, tek Udaipur yolcusu benim, digerleri Delhi ya da Agra`ya gidiyorlar. Muhabbet ederken Turk oldugumu duyan 2 kisi birden heyecanlaniyor, Gurcistan`dan gelmisler, bana sorular sorup duruyorlar. Ben ise Yunanli bir kiz ile ilgileniyorum daha cok, oldukca keyifli bir muhabbet basliyor aramizda. Daha once defalarca yasadigim ve de tanik oldugum Turk-Yunan pozitif elektriklenmesi aynen burada da yasaniyor. Onun Agra`ya gidiyor olmasi ise buyuk sanssizlik, `Round the World Ticket` denen ucak biletlerinden almis, dunyayi geziyor. Sonunda Ajmer`e ulasiyoruz, onlari bir yere birakiyorlar, beni de bir riksova bindirip farkli bir yere gonderiyorlar. Kulustur otobusteki tek yabanci benim, takriben sabah 5 gibi varacagiz. Udaipur`dan gorusmek uzere herkese sevgiler...