Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 18-10-2004
Yazılış yeri: Rishikesh, Hindistan
 
 
10/13-10-2004 - Dharamsala, Hindistan 

Oldukca uzun ve de yorucu gecen yolculugumdan sonraki ilk tatilim genel olarak oldukca keyifli gecti diyebilirim. Belli bir format tutturdum, sabah erkenden kalkip guzel bir kahvalti yaptiktan sonra civardaki ormanlik ve daglik bolgelerde saatler suren yuruyusler yapiyordum. Ardindan otele donup bir miktar siesta yaptiktan ve de kitap okuduktan sonra sehirde dolamaya cikiyordum. Tibet, Hint, Israil veya bati mutfaklarindan oldukca doyurucu aksam yemegimi yedikten sonra ise otelimizin guzel terasinda gunu bir bira ile noktaliyordum. 

Yalniz butun gunler gunluk guneslik degildi, muson yagmurlari artik iyice azalmis da olsalar burada hala etkilerini bir miktar surduruyorlar. Bu 6 gun icinde 2 gun inanilmaz yagmur yagidi, hele bir tanesi hakikaten korkutucu bir firtinaydi, yogun muson yagmurlari sirasinda buralarda olmak istemezdim acikcasi. 

Buradaki kitle ilgincti, sehrin ici her yastan hippy`lerden gecilmiyor, rengarenk psychedelic kiyafetleri icinde sehirde takiliyorlar. Ben de daha renksiz, siradan giyinen biri olarak kendimi garip hissediyordum bu renk bollugu arasinda, megerse care ormanlarmis. Civardaki ormanlar, daglar yuruyus yapan benim gibi siradan giyinimli insanlarla kayniyor, bu `doga asigi` hippy kardeslerimiz butun gun kalabalik sehrin icinde cafe`lerde cene calarken benim gibi siradan renksiz insanlar dag tepe demeden saatlerce geziyorlar, bu guzelligin, tertemiz havanin, huzurun tadina variyorlar. 

Aslinda burada toplam 10 gun kadar kalmayi planliyordum, fakat 2 guidebook kullanmam burada da guzel bir sekilde ise yaradi. Zafer agabey kitabinda Lonely Planet`da bahsi gecmeyen Rishikesh adinda bir yerden bahsediyor. Burasi anladigim kadariyla Dharamsala`nin Hinduizm agirlikli bir benzeri, gencler arasinda oldukca da populer. Bunun uzerine Dharamsala`da 5 gun, Rishikesh`de 5 gun gecirmeye karar verdim. 

13 Ekimde artik Dharamsala`da yeterince vakit gecirdigime karar verip biletimi almak uzere bilet ofisine yollandim. Fakat cok kararsizim, Lonely Planet Dharamsala`dan sonra Shimla ve Chandigarh adinda 2 yerde daha durulmasini tavsiye ediyor. Boyle mi yapsam, yoksa Rishikesh`e gitmek icin binmem gereken Dehra Dun otobusune mi bilet alsam bir turlu karar veremiyorum. Sonunda tercihimi Lonely Planet rotasindan yana kullaniyorum, bugune kadar bu rota beni fazla hayal kirikligina ugratmadi, bari buralari da goreyim. Aksam 9.30`a Shimla biletimi 180 rupi`ye aliyorum ve ardindan tekrar otele donuyorum. Fakat buradan sanki eksik gidiyormusum gibi hissediyorum, ne meditasyon kursu yaptim, ne alternatif tip tedavilerinden faydalandim. Sonunda lokal gazeteden bir akapunkturcunun adresini buluyorum ve randevu almak uzere oraya dogru yola cikiyorum. Gittigim zaman beni Tibetli bir rahip, yani bir lama karsiliyor. Saat 4`e randevu veriyor, ben de seansa kadar vakit gecirmek uzere sehre donuyorum. 4`de seansa gidiyorum, hayatimdaki ilk akapunktur deneyimini yasiyorum. Acikcasi pek bir sey ifade etmedi, ise yarayacak mi gorecegiz bakalim. Lama bir miktar da Tibet usulu dogal ilac verdi, onlari bir sure kullanmami istedi. Her ne kadar bu tur seylere pek inanmasam da buranin yerel aktiviteleri de bunlar iste, gelmisken yaptik 5$ gibi ucuz bir fiyata. 

Otobusum buradan degil de Lower Dharamsala denilen bolgeden kalkiyor. Bilet gisesindeki gorevli buraya ulasmak icin McLoad Ganj`dan direkt hareket eden Dehra Dun otobusunu kullanabilecegimi soyledi. Otelden check-out`umu yapiyorum, bu arada otelin sahibi Tenzin`e neden benimle ilgili hic bir bilgiyi kayida gecirmedigini soruyorum, sabahin korunde parayi odemeden kacarsam ne yapacaksin diyorum, elbetteki bir Tibetliden beklenen cevabi veriyor: Karma! `Nolacak, odeme istersen, bir dahaki hayatinda hesabini verirsin` diyor. :-) Check-out`u yaptiktan sonra 8`deki otobusu yakalamak uzere terminale yollaniyorum. Dehra Dun otobusu backpacker`larla kayniyor, bunlarin kacinin direkt Dehra Dun`a ve dolayisiyla Rishikesh`e, kacinin benim gibi Shimla`ya gittigini merak ediyorum. Lower Dharamsala`ya geldigimizde otobusten bir tek ben iniyorum, anlasilan geri kalan herkes direkt Rishikesh`e dogru yol aliyor. Birden panikliyorum, ulan bu kadar insan direkt oraya gidiyorlarsa bir bildikleri vardir, simdi sap gibi tek basimiza kalmayalim diyorum ve biletimi Dehra Dun otobusuyle degistirmek mumkun mu acaba diye sormak uzere bilet gisesine gidiyorum. Fakat o da ne, otobusten benden baska bir backpacker daha inmis ve de giseye gitmis bile, hem de ne backpacker, tam bir dilber. Hemen arkasinda siraya giriyorum, biletimi degistirip degistirmemem dudaklarinin arasindan cikacak bir kelimeye bakiyor. Ve bingo, Shimla`ya gidiyor! Hemen siradan siyriliyorum, yanina gidiyorum. Tanisiyoruz, Leesa adinda Ingiliz bir backpacker`mis, benim gibi bir suredir McLoad Ganj`daymis ve gene benim gibi Shimla ve Chandigarh uzerinden Rishikesh`e gidiyomus, bir suredir beni yalniz biraktigindan suphelendigim koruyucu melegim gene devreye girdi galiba. :-) 

Terminalde bir sure muhabbet ettikten sonra otobusun hareket saati geliyor, otobuse biniyoruz, tek yabancilar da biziz bu arada. Leesa dogu Londra`da bir ilkokulda ogretmenlik yapiyormus, fakat cok daralmis ve bir ara vermek istemis. Yaklasik 1 ay once Hindistan`a gelmis, bir 3 ay daha kalacak ve ardindan Londra`ya donup ogretmelige devam edecek. Oldukca keyifli bir kiz, saatlerce muhabet ediyoruz yolda. Ilk mola yerine geldigimizde tuvalete gitmek istiyoruz, orada bir adamcagiz bize bir yer gosteriyor. Ilk giren Leesa kahkahalar atarak disari cikiyor, `Tuvalet falan degil burasi sadece bir balkon` diyor. Ben de giriyorum, hakikaten oyle, bulasiklarin yere yigildigi odanin yanindaki balkonu tuvalet olarak kullaniyorlar, sidik ve bulasik sulari birbirine karisiyor. Hindistan`daki hijyen anlayisi aslinda gercekten dehset verici, ama bir sure sonra o kadar alisiyorsun ki bu tur seylere sadece gulduruyor. Bir kac biskuvit ve muz aldiktan sonra yolculuga devam etmek uzere otobuse biniyoruz. 

Asil senlik ise simdi basliyor, gecenin 12`sinde herif o meshur yuksek oktav sarki soyleyen Hint kadinlarindan birinin kasetini koyuyor, sesi de sonuna kadar aciyor, Hindu tanrilarinin resimlerinin bulundugu yanip sonen renkli isiklarla cevrilmis cerceve ile de ortalik tam bir disko havasina burunuyor. Leesa ile kara kara dusunurken beklenen mucize gerceklesiyor, kaset sariyor. :-) Fakat sevinmekte acele etmisiz, yedek onlemleri varmis. Otobuste basketbol takimi olduklarindan suphelendigimiz 5-6 genc kiz var, hepsi birden bagira cagira sarkilar soylemeye basliyorlar. Leesa ile gulmekten katiliyoruz, aslinda hosuma da gidiyor, pek fazla yerde boyle sabahin 1`inde otobuste sarki soyleyen tipler goremezsin. Ama bu komik durum sonunda kabusa donusuyor, cunku kizlar 2 saat boyunca hic ara vermeden sarki soyluyorlar, anlasilan saglam bir repertuvarlari varmis. Sonunda sabah 3 gibi bayiliyorlar, ama bu sefer de bayilan biletci devreye giriyor, her 5 dakika da bir gonderdigi koku bombalari neticesinde yolculuk tam anlamiyla bir kabusa donusuyor, iceride nefes almak imkansizlasiyor. 


14-10-2004 - Shimla, Hindistan 

Oldukca yorucu ve de uykusuz gecen bir yolculugun ardindan sabah 7 gibi Shimla`ya ulasiyoruz. Lider su an Leesa, onun tamamen Hindistan uzerine olan oldukca guzel bir Lonely Planet kitabi var, ve bu kitap Shimla hakkinda benimkine nazaran cok daha fazla bili iceriyor. Onun onceden yer ayirttigi bir otele dogru yola cikiyoruz, fakat sorun su ki otel tepelik bolgede, ve normalde buraya yolcu tasiyan asansor su an devrede degil, tepeyi koca sirt cantalarimizla kendimiz tirmanmak zorundayiz. Tirmanmaya basliyoruz, yolda Shimla`nin meshur maymunlari da bize eslik ediyorlar. Henuz erken vakitler, sokaklar insanlara degil maymunlara ait. Oldukca uzun ve yorucu bir tirmanisin ardindan Dreamland adli otele ulasiyoruz ve yerlesiyoruz. Ancak hava inanilmaz soguk, buranin irtifasi Dharamsala`dan da yuksek, 2200m, henuz gunes tam yukselmedigi icin soguk devam ediyor. 

Oglene kadar uyuduktan sonra kalkiyoruz ve birseyler atistirip sehri gezmeye bazliyoruz ve guidebook`larimizin neden burayi mutlaka gormemizi onerdiklerini anliyoruz. Leesa`nin yorumu uygun, `Parallel Universe`. Inanilir gibi degil ama tertemiz, genis alanlara, alanlarin ortasinda koca kiliselere sahip, sokaklarinda tek bir inek bile olmayan Ingilterede gorebileceginiz sayfiye kasabalari turunden bir yer var karsimizda. Zaten burasi aynen de bu amacla kurulmus, Ingilizler yazin sicagindan kacmak icin bu yuksek irtifadaki sehri kullaniyorlarmis, ve kendi kulturlerini tam anlamiyla yansitmislar buraya, klasik kaotik Hindistan sehirleriyle uzaktan yakindan alakasi yok. Tabii her ne kadar gercek Hindistan`i yansitmasa da burasi guzel bir deneyim, beklenmedik bir yer. Uzun sure sehri geziyoruz, sonra genelde backpacker`larin ugradigi bir yere gidip yemek yiyoruz ve yarim kalan uykularimizi tamamlamak uzere gecenin dondurucu soguguna geri donuyoruz. Benim uyumam ise oldukca zor oluyor, yolculugumun ilk 1 ayini tamamladim, kafamda surekli bu 1 ay boyunca olup bitenleri dusunuyorum, olup bitenleri yeniden degerlendiriyorum, ve uykuya ancak 2-3 gibi dalabiliyorum. 


15-10-2004 - Shimla, Hindistan - Chandigarh, Hindistan 

Sabah erkenden uyaniyoruz ve bugun ne yapmamiz gerektigini dusunuyoruz. Kitaplar Chandigarh`a gitmek icin eglenceli bir tren yolculugu oneriyorlar, biz de bunu yapmaya karar veriyoruz. Resepsiyondakilar 14.30`da bir tren oldugunu, buna rahatca bilet bulabilecegimizi soyluyorlar, bunun uzerine once methini duydugumuz maymunlar tapinagina gitmeye, ardindan da tren istasyonuna gitmeye karar veriyoruz. Maymunlar tapinagi bizim otele yakin, ama gene de bayagi bir tirmanmak gerekiyor. Tirmanisa basliyoruz, yolda sopalar kiralayan esnafi goruyoruz. Bunun nedenini Leesa acikliyor, onceden buraya gelen bazi arkadaslari maymunlarin bazen cok saldirganlastiklarini, korunmak icin uzun sopalara gerek oldugunu soylemisler. Bunun uzerine biz de 2 sopa kiraliyoruz ve tirmanisa devam ediyoruz. Yarim saat kaar suren yorucu bir tirmanisin ardindan tapinaga ulasiyoruz, gercekten oldukca ilginc. Hindularin maymun suratli tanrilarina adanmis olan bu tapinak adina yarasir bir sekilde maymun kayniyor. Burada bir de Avustralyali bir ciftle tanisiyoruz ve onlarla muhabbet etmeye ve gezmeye basliyoruz tapinagi. Maymunlar pek bulasmiyorlar bize, daha cok yerel kizlar pek ilgililer bizle, surekli yanimiza gelip bizimle beraber resim cektiriyorlar, popstar havamiz burada da devam ediyor. Ardindan Avustralyalilarla vedalasip tren istasyonuna dogru yola cikiyoruz. 

Tren biletlerimizi aliyoruz ve biniyoruz, bu arada goruyoruz ki bizim kompartimanda bir backpacker daha var, Jason adinda bir Ingiliz. Ingiltere`nin Cornwall sehrinde otobus soforlugu yapiyormus, isini birakip 5-6 gezmek uzere Hindistan`a gelmis, o da bizim guzergahta seyahat ediyor. Tren yolculugu basliyor ve Hindistan`in Himachal Pradesh bolgesindeki geri sayimimiz da baslamis oluyor. Bu Himalayalarin eteklerindeki yemyesil, temiz havali Hindistan`dan sonra duz, kurak, kaotik Hindistan`a uyum saglamak oldukca zor olacak sanirim. Somurge samanlarinda insa edilmis muazzam manzaralara sahip bir yoldan gectikten sonra saat 6 gibi Kalka`ya ulasiyoruz, buradan 1 saat mesafedeki Chandigarh`a gecmek uzere tren degistiriyoruz. Chandigarh`a geldikten sonra ise hemen birseyler atistiriyoruz ve kitaplarimizdan sectigimiz otele dogru yola cikiyoruz, ardindan gunun yorgunlugu ile cabucak uykuya daliyoruz.