Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 09-10-2004
Yazılış yeri: Dharamsala, Hindistan
 
 
07-10-2004 - Amritsar, Hindistan - Dharamshala, Hindistan 

Sabah bekledigimden erken uyaniyorum. Aslinda burada bir gun daha kalirim diyordum, ama tapinagi yeterince tavaf ettigime karar veriyorum ve bir baska ruhani merkeze, Dalai Lama`nin ve surgundeki Tibet hukumetinin konuslandigi bir sonraki duragim olan Dharamshala`ya dogru yola cikmaya karar veriyorum. Tapinagi son bir kez daha geziyorum, ardindan kahvalti ediyorum. Ama terminale gitmeden once burada yapmam gereken son birsey daha var. 

Sanirim 15 yaslarimdaydim, TRT`de Gandhi isimli filmi seyrediyordum. O zamanlar dunyada olup bitenlere karsi en duyarli oldugum donemlerdi, dunyayi daha iyi bir yer haline getirebilecegime inaniyordum, sonraki donemlerdeki olusacak olan militan kisiligim sekillenmeye baslamisti. Filmin bir yerinde muthis bir sahne vardi, barscil bir protesto gosterisi yapan Hintlilere Ingilizler mitralyoz ile ates aciyorlar ve buyuk bir katliam yapiyorlardi. Son derece etkileyi olarak canlandirilmis bu sahnelerde sinirden gozlerimin doldugunu, duvarlari yumrukladigimi hatirliyorum. Bugune geri donelim, kahvalti masasinda guidebook`umda Amritsar bolumunu dikkatlice okurken birdenbire saskinlik icersinde kaliyorum, iste bu katliamin yapildigi yer tapinaga sadece 5 dakika mesafede olan bir parkmis. Burayi gormek icin buyuk bir arzu olusuyor icinde, hesabi odeyip parka dogru yola cikiyorum. Bir gecitten girince oldukca buyuk ve huzurlu bir park ile karsilasiyorum. Burada olenler icin bir anit yapilmis, cesitli duvarlardaki mitralyoz mermilerinin actigi delikler ise cerceve icine alinmis. Parktaki en etkileyici bolum ise kuskusuz derin bir su kuyusu. Katliam sirasinda caresiz gostericilerin bir kismi kendilerini bu kuyuya atmislar, ve ortalik sakinlestiginde sirf bu kuyudan 200 ceset cikartilmis. Tipki 15 yasimda oldugu gibi gozlerim doluyor bu aci dolu mekanda, hayatini kaybedenleri aniyorum ve durgun bir sekilde parktan cikiyorum. 

Artik Altin Tapinaktan check-out zamani. Gidip Sikh gorevliye ayrilacagimi soyluyorum, bagista bulunmami istiyor, 100 rupi veriyorum ve tesekkur ederek bu buyulu mekandan ayriliyorum, ama buraya donem donem geri donecegimi hissediyorum. Guidebook`um Dharamshala`ya gunde tek otobus oldugunu ve bunun saat 11.30`da oldugunu yaziyor. Acele icersinde terminale gidiyorum, neyseki otobus 12.30 da kalkacakmis. Otobusu bekelerken kitaplarimi cikartip okuyorum, bu sirada hayranlarim da cevremde toplanmaya basliyor. 3 tane Hindu klasik olarak dik dik bana bakiyorlar. Yuh artik diyorum, hadi Iran`i, Pakistan`i anladik, ama bu kadar cok turistin oldugu Hindistan`da da mi bu rahatsiz edici dik baskislar? Anlasilan bu heriflere karsi bir taktik gelistirme zamani geldi de geciyor. Ayaga kalkiyorum, ve tiplerden birinin karsisina gecip dimdik gozlerinin icine dogru bakmaya basliyorum. Adam direnmeye calissa da yaklasik 10 saniye sonra pes ediyor, ucu birden rahatsiz olup yanimdan ayriliyorlar. Gururluyum, kendimi bir zafer kazanmis gibi hissediyorum, pismis kelle gibi siritarak kitabimi okumaya devam ediyorum. 

Otobus tam vaktinde hareket ediyor. Yol boyunca sik sik birbirine benzeyen hint kasabalarindan geciyoruz, aralarda bol bol trenlerin gecmesini beklerken duruyoruz. Bu otobus soforu de durmadan korna caliyor, tam bir korna dusmaniyim fakat Hint altkitasindaki suruculerin kornaya karsi inanilmaz bir zaaflari var. Amritsar ve Dharamsala`nin ortasindaki ana nokta olan Patangot`u gectikten sonra ise manzara degismeye, yolculuk daha keyifli olmaya basliyor. Duz araziler bitti, tirmanis basladi. Dharamsala oldukca yuksek bir irtifada, Himalayalarin eteklerinde, onumuzde uzun bir rampa var. Etraf birden bire yemyesil olmaya basliyor, tum araziler, daglar yemyesil, yolculugun basindan beri ilk defa keyifli bir otobus yolculugu yapiyorum. Muson ertesi bereketi bu belli ki, hava tertemiz, yesil bol, nehirler canlanmis, gozumun onunde bambaska bir Hindistan var. Tirmandikca ineklerin yani sira Hindistan`in diger meshur yaratiklarini da gormeye basliyorum, yollarin yanisira dizilmis onlarca irili ufakli maymun gozukmeye basliyor. Artik yollar da kalabalik degil, herif eskisi gibi sik sik korna calmiyor, huzurlu bir yolculuk yapiyoruz. 

Sonunda saat 7 gibi Dharamsala`ya ulasiyoruz, ama yol daha bitmedi. Asil gidecegim yer burannin dayukarisinda, Upper Dharamsala ya da daha genel olarak McLoad Ganj olarak bilinen bir bolge. Bir jip taksi-dolmusa biniyorum ve tekrar tirmanmaya basliyoruz. Yanimda beyaz bir cocuk oturuyor, nerelisin diyorum, Israilli`ymis. Altin Tapinaktaki Israilli kizlar Dharamsala`nin Israilli kaynadigini soylemislerdi, pek sasirmiyorum o yuzden. Eleman bana biraz bilgi veriyor, McLoad Ganj`da degilde buraya 2km uzakliktaki sakin bir koyde butun Israillilerin konuslandigini soyluyor. Neden buraya bu kadar cok Israillinin geldigini soruyorum, cevap ilginc, burada bol miktarda ot var, koy cok sakin, orada butun gun oturup pafkuf muhabbeti yapiyoruz diyor. `Iyi bok yiyorsunuz` demiyorum, bu doga yuruyusleri icin cok elverisli, meditasyon gibi konularda kendini gelistirebilecegin mekana gelipde butun gun ot icmek bir tercih meselesi. Sanirim Israilli gencler bolgelerindeki siddetden cok bunaliyorlar ve dunyanin cesitli yerlerinde butun gun ot ictikleri koloniler olusturuyorlar, benzeri kolonilerin Goa`da ve Tayland`da da oldugunu duymustum. Elemana Dalai Lama`nin kasabada olup olmadigini soruyorum, degilmis, 11 Ekimde donecekmis, olsun ben de bu tarihte muhtemelen burada olacagim. 

Neyse, sonunda uzun tirmanis bitiyor, artik McLoad Ganj`dayim. Jipten inince hotelciler hucuma kalkiyor, bunlari berteraf ettikten sonra bir yer aramaya basliyorum. Yollar batili genclerle ve Tibetli rahiplerle kayniyor. Bu sefer guidebook`umu kullanmiyorum, 1-2 yere fiyat sorduktan sonra Kunga Guest House diye bir yerle anlasiyorum. Klasik single oda yok, double oda 125 rupi. Ortak banyo var, ama temiz bir yer, odamin tam onundeki restoran da batili genclerle dolu, demek ki fena bir yerde degilim. Odaya yerlestikten sonra guidebook`uma bakiyorum acaba burasi da listelenmis mi diye, listelenmis, hem de ilginc bir ayrinti ile. Budizme olan ilgisi malum olan aktor Richard Gere Dharamsala`ya geldiginde hep burada kalirmis, simdide unlu gezgin Keremcan burada kalacak heheh. Buranin restoranini da pek methetmisler kitabimda, acliktan oluyorum zaten, hemen cikip bir pizza ismarliyorum. Bu sirada yan odada kalan komsum ile tanisiyoruz, Vincent adinda Alman asilli bir Irlandali. Tam bir dag hastasi, buradan Cin snirindaki ozel izinle girilebilen daglik bolgelere gidip trekking yapacakmis. Ayni zamanda o da bir gezgin rocker, benim gibi 70`lerin rock muzigini dinliyormus, pek seviniyorum, ilk defa bu yolda benimle ayni muzik zevkine sahip biriyle karsilasiyorum. Ayrica o da benim gibi burada kisa meditasyon kurslari almayi planliyormus, yarin meditasyon merkezlerini dolasip bilgi toplamaya karar veriyoruz. Otelin terasasi muhtesem, karanlik olmasina ragmen devasa daglar secilebiliyor, tepemizde ise Dogubayazit`dan beri gordugum en guzel gokyuzu var, yildiz kayniyor. Vincent`la uzun sure muhabbet ettikten sonra uyumak uzere odalarimiza donuyoruz. Fakat hava buz gibi, malum 2000 metre`deyiz su an, geceleri cekecegimiz var anlasilan. Dislerim takirdaya takirdaya bu guzel gunun ardindan uykuya daliyorum. 


08-10-2004 - Dharamsala, Hindistan 

Sabah 9 gibi uyaniyorum, kahvalti ettikten sonra vincent ile 2 km yukarda bulunan Dharamkot koyune dogru yola cikiyoruz, meditasyon merkezleri burada. Tirmanis sirasinda guzel bir suprizle karsilasiyoruz, yaklasik 30 uyeli bir maymun kolonisi buraya konuslanmis. Insanlara cok alisiklar, resimlerini cekiyoruz, beraber resim cektiriyoruz, nese icinde tertemiz bir havada yola devam ediyoruz. Hindistan`da boyle bir bolge olacagi aklima bile gelmezdi, babmaska bir yer. Her taraf yemyesil, etrafda yuce daglar var, anlasilan burayi birakip da kaotik Hindistan`a donmem oldukca zor olacak. Bir sure sonra ilk merkez olan Tushita meditasyon merkezine ulasiyoruz. Burasi batili Budizm mereklilari ve gene batili rahiplerle kayniyor. Fakat bilgi aldigimizda bizim istedigimiz turde 5 gunluk bir kursun yeni bittigini, bir sonrakinin ise 15 Ekimde baslayacagini ogreniyoruz, biraz hayal kirikligi. Neyse ki her sabah 8.30 da rehber esliginde meditasyon yapiliyormus, buna katilmaya karar verip Dharamkot koyune dogru yola cikiyoruz. Yolda Ibranice bir suru afis var, anlasilan gercekten Israilliler burayi fena halde mesken tutmuslar. Netekim yolda bir cok Ibranice konusan gencle konusuyoruz. 

Mini bir trekking yapmaya karar veriyoruz ve yukseklere dogru uzanan patikayi takip ediyoruz. Oldukca uzun bir sure yuruyoruz, verdigimiz molalarda buradaki hemen herkes gibi Budizm uzerine konusuyoruz. Yaklasik 3 saat yurudukten sonra donmeye karar veriyoruz, kendimi muhtesem hissediyorum, ta ki bir yapraga dokunana kadar. Birden elim yanmaya basliyor, yapraga bakiyorum, dikenlerle dolu, panikliyorum birden. Yuruyuse devam ediyoruz, ama parmaklarimdaki aci artarak devam ediyor. Yapraklardan birini ornek oalrak almaya ve koydekilere sormaya devam ediyorum, geri gonuyoruz ve yuruyuse baslamadan once cay ictigimiz koy bakkalina gidiyoruz. Burada koylulere yapragi gosteriyorum, guluyorlar, kalici bir hasari olmadigini ama acinin cok yavas olarak azalacagini soyluyorlar. Bu sirada baska bir gezgin de orada cayini iciyor, Hollandali bir tur operatoruymus, bir sure onunla muhabbet ettikten sonra McLoad Ganj`a donmek uzere yola cikiyoruz. Otele dondugumuzde yemek yiyoruz, ardindan siesta yapmak icin odalarimiza cekiliyoruz. Bir kac saat sonra korkunc bir mide agrisiyla uyaniyorum, hemen tuvalete kosuyorum, ayvayi yedik, Hindistan`a gelenlerin kacisi olmadigi soylenen ishal sonunda beni de yakalamis. Sabaha kadar azap icinde oturuyorum, kendimi toparlamaya calisiyorum, ancak 6 gibi uykuya dalabiliyorum, bugun gitmeyi planladigim meditasyon kursu yatti anlasilan... 


08-10-2004 - Dharamsala, Hindistan 

12 gibi uyaniyorum, kendimi daha iyi hissediyorum. Bir dus aldiktan ve cay ictikten sonra tekrar yola cikiyorum, kasabayi gezmeye basliyorum. Ortalik guzel olmasina guzel, ama bu kadar cok turist oldugu icin ortalikta rahatsiz edenelrin sayisi da bir o kadar cok. Dilenciler, hotelciler, riksovcular, bagis toplayanlar sivrisinek gibi gelip duruyorlar, acaba Israillilerin oldugu izole koye mi yerlessem diye dusunuyorum. Gitmek istedigim yer Dalai Lama`nin ikametgahi olan Tsuglagkhang kompleksi. Guzel bir yuruyusten sonra komplekse variyorum, ortalik Tibetliler ve batililarla kayniyor. Modern ve cirkin bir kompleks, Tibet`deki asliyla uzaktan yakindan alakasi yok, ama surgunde en fazla bu kaar oluyor sonucta. Hindistan`da ayagimin tozuyla gezdigim 2. kutsal mekan burasi, anlasilan buraadki gunlerim yogun bir ruhaniyet icinde gececek. Tapinagi gezdikten ve dua carklarini cevirdikten sonra donus yoluna cikiyorum, yolda bir internet cafe goruyorum ve bu gunlukleri yazmak uzere duruyorum. Yaklasik 2 saattir buradayim, birazdan kalkacagim ve yeni maceralara dogru yelken acacagim. Dharamsala`dan herkese sevgiler...