Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 09-10-2004
Yazılış yeri: Dharamsala, Hindistan
 
 
06-10-2004 - Lahore, Pakistan - Amritsar, Hindistan 

Sabah erkenden kalkip yapilari gezmek icin calar saatimi kurmustum, fakat buna gerek kalmiyor, Quetta`dan bindigim trende tanistigimiz ailenin babasi telefonla arayip beni uyandiriyor. Dun onlara ulasmaya calismistim, evlerinde konustugum kisiye otelin numarasini birakmistim. Hindistan`a gecmeyi planladigimi soyleyince cok uzuluyor, `Seni evimizde agirlamak istyoruz lutfen 1-2 gun daha kal` diyor. Gerci bir Pakistan ailesinin evinde kalmak guzel olurdu, ama planimi yaptigimi, bu saatten sonra degistiremeyecegimi soyluyorum, uzulerek durumu kabul ediyor ve yolculugumda basarilar diliyor. 

Otelden 9 gibi ayriliyorum ve bir riksov ile Lahore Kalesine dogru yola cikiyorum. Pakistan ve Hindistan`daki basta Tac Mahal olmak usere bir cok onemli yapit gibi bu kale de Mughal`lar veya bizdeki adi ile Baburluler tarafindan yapilmislar. 200 rupi aliyorlar benden, biraz butcem sarsiliyor. Oldukca etkileyici bir yapi, fakat fazlasi ile bos durumda, o zamanlarki durumunu biraz kafanizda canlandirmaniz gerekiyor. Kalenin karsisinda ise Muazzam Badshahi Camii var. Kaleden sonra buraya geliyorum, genis bir avluya sahip diger bir etkileyici Mughal eseri. Burada yanima klasik olarak bir genc eleman geliyor, bir sekilde ahbap olmaya calisiyor. Artik cok kuskucuyum, bu tur yaklasimlarin bir kismi samimi cikarken bir kisminin altindan mutlaka size para karsiligi sunulan bir hizmet cikiyor. Netekim bunun niyeti de anlasiliyor, turist rehberiymis, camiiyi gezdirmek istiyor. Acelem var diyorum, bu sirada baska bir rehber eleman yanima geliyor, `Bu benim ogrencim, Ingilizce pratigi yap onunla, sana beles gezdirecek` diyor, ben de `Eyvallah` diyorum. Cocuk henuz acemi, ama yine de 1-2 etkileyici numarasi var. Bunlar da camiinin eko sistemi ile ilgili genelde. Adamlar o cagda ses muhendisligi ve mimariyi oyle bir birlestirmisler ki, bazi duvarlara yanasip konustugunda belirli baska bir duvardan duyuluyor, telefon islevi goruyor. Yerin kulagi var deyimi de sanirim buradan geliyor, inanilmaz bir sey. Camiiyi de gezdikten sonra otelime donuyorum ve check out yapiyorum. 

Tren istasyonun onunden kalkan 4 nolu belediye otobusu ile 10 rupi karsiligi sinira dogru saat 1 gibi sınıra doğru yola cikiyorum. Otobuse yol boyunca okullarindan cikmis Pakistanli gencler inip biniyor, samata yapiyorlar, kizlara laf atiyorlar, eglenceli bir seyahat oluyor. Yaklasik 1 saatlik bir yolculuk sonunda otobus sinirda degil ama sinira yakin bir koyde duruyor, buradan 60 rupi`ye bir riksov ile sinira dogru yeniden yola cikiyorum, biraz pahali ama sinirin kapanmasina az kaldi baska carem yok. Guidebook`larimdan sinirdaki islemlerin yaklasik 2-3 saat surdugunu okumustum, biraz endiseliyim, gene son dakikada yapiyoruz isi, insallah bir aksilik cikmaz. Sonunda sinira geliyoruz, Pakistan tarafindaki islemler 5 dakika suruyor. Ortalikta 2 taraftatan da dev gibi askerler var, herhalde ozellikle meshur sinir kapatma torenlerinde kullanmak uzere damizliklari secip getirmisler buraya. Hindistan tarafi cok sessiz, sinir yarim saat sonra kapanacak, 4-5 kisi var. Bu yuzden hizlica islemler bitiyor ve Hindistan saati ile yaklasik 4 gibi sinirin Hindistan tarafina geciyorum. Burada ilk dikaktimi ceken kucuk bir stadyum oluyor, bunun nedenini kitaplarimda okumustum. Sinir kapatma torenlerinde oldukca komik bir sekilde 2 tarafin askerleri birbirlerini altetmeye calisiyor, bu stadyuma yerlesenhalk da askerlerine destek veriyor. Aslinda bunu seyretmek eglenceli olurdu ama hava kararmadan Amritsar`da olmak istiyorum. 

Kapidan cikinca klasik olarak dovizciler ve taksiciler hucuma geciyorlar, elimdeki Pakistan rupilerini degistiriyorum. Bana israr eden taksici ise bir Sikh. Orta yasin uzerinde, beyaz sakallari, turbani, tiknazligi ile klasik bir Sikh. Nedense asil geliyor bu adamlar bana, ilk gorusum de degil onlari. Londra`da insaatlarda calistigim donemlerde marangoz, mermer ustalari hep Sikh olurdu, cok farkliydilar herkesten, Ingilizler bile bayagi saygili davranirdi onlara. Neyse, adamla pazarliga basliyoruz, uzerimdeki cok az para oldugunu soyluyorum, zaten sinir kapandi, benden baska musteri bulamaz, 150 rupi`ye anlasiyoruz ve yola cikiyoruz. Fazla heyecanli degilim, Pakistan gibi buralar, sadece daha duzenli, belli ki gelir duzeyi de biraz daha yuksek. Artik Hindistan`da oldugumu ise Vespa`lari uzerinde o rengarenk giysileri icinde saclarini savurarak seyahat eden Hint kizlarini gorunce anliyorum, 2 Islam Cumhuriyetinden sonra kadinlari yeniden aktif olarak gormek guzel. Alakasiz olacak ama, bir baska aktif topluluk da inekler. :-) Yollarda basibos keyfine gore takilan inekleri gorunce cok guluyorum, bu da Hindistan`da oldugumun bir baska gostergesi. 

Sonunda 30 km uzakliktaki Amritsar kasabasina geliyoruz. Punjab bolgesinin baskenti olan bu sehirde cogunluk Sikh`ler, ve benim burada 1 gece konaklayacak olmamin sebebi de onlarin muazzam bir yapisi yuzunden: Altin Tapinak. Sitemin sag ust kosesinde Gezgin Rocker logosunun arka plani olarak gordugunuz bu yapi, Sikh`lerin en onemli hac mekani. Neyse, adam beni tren istasyonun onunde indiriyor, buradan tapinaga bedava otobus kalktigini soyluyor. Otobuse biniyorum, sikis pikis bir sekilde ilerliyoruz, 10 dakika sonra gene bir yerde iniyoruz, su tarafta tapinak diye gosteriyorlar. Yolda degisik bir tur satici toplulugu beni karsiliyor, ellerinde basa baglanan, bandana oalrak kullanilan bezler var, almam icin israr ediyorlar. Sonunda tapinagin gorkemli kubbeleri ufukta gozukuyor, iste simdi heyecanlanmaya basliyorum. Tapinakta cuzi bir bagis karsiligi konaklama imkani oldugunu biliyorum, kompleksin enformasyon bolumune gidiyorum. Burada bir Sikh kalabilecegim koguslarin yerini gosteriyor, tapinagin disinda ama hemen arkasindaki sira sira binalardan birinde kalacakmisim. Kogusa dogru ilerliyorum, etraf Sikh hacilarla kayniyor, girislerde comelip yeri operek tapinaga giriyorlar. Kogusa geliyorum, iceride 7-8 tane sirt cantasi var ama icerisi bos, belli ki bu gece degisik milletlerden yeni backpacker dostlarim olacak. 

Cantami yerlestirdikten sonra sabirsizlik icinde tam bizim kogusun karsisindaki yoldan Altin Tapinak kompleksine girmek uzere ilerliyorum. Ayakkabilari cikarmak gerekiyor, emanete teslim ediyorum. Tapinaga iyice yaklasinca mizrakli bir Sikh nobetciden bir de uyari aliyorum, kadin erkek herkesin basini ortmesi gerekiyormus, saticilarin o bezleri neden sattiklari anlasildi. Neyse ki bir kovada cesitli bezler var, onlardan birini aliyorum, yaldizli falan bisey, utanarak takiyorum kafama, ne kadar komik gozuktugumu dusunerek giristen onceki havuzda ayaklarimi yikiyorum ve tapinaga adimimi atiyorum. Dilim tutulmus durumda, Sikh`lerin bu en onemli gorkemli merkezinde ilahi bir muzik esliginde hacilar kutsal havuzun etrafinda son derece duzenli bir sekilde donuyorlar. Ben de bu tura katiliyorum, yavas yavas tapinagi gezmeye basliyorum. Burasi diktortgen seklinde buyuk bir kompleks, devasa bir havuz var, havuzun etrafindaki mermer patikada hacilar turluyor ve dua ediyorlar. Havuzun tam ortasinda ise bizim Kabe`ye benzeyen asil Altin Tapinak var, bir kopruyle karaya baglanmis durumda, yapiminda saf altin kullanilmis, piril piril parliyor. Dagilmis durumdayim, ilk defa bir dinin hac merkezindeyim, bu duzen, gorkem ve ozellikle de mistik muzik agzimi kelimenin tam anlamiyla acik birakti. Yavas yavas turluyorum, turlarken dua eden, kutsal havuzda yikanan, meditasyon yapan Sihk`leri goruyorum. Burasi tam anlamiyla canli bir yer, muzik inanilmaz, bir hayal alemindeymiscesine defalarca havuzun etrafinda bilincsiz bir sekilde tur atiyorum. Sonunda asil tapinaga gitmeye karar veriyorum ve koprude agir agir ilerlemeye basliyorum. Altin Tapinaga yaklastikca inanilmaz bir enerji hissediyorum uzerimde, gozlerim doluyor, zor tutuyorum kendimi, ruhsal bir yogunluk hissediyorum. Bunun neden oldugunu bilmiyoum, normalde inancsiz herifin tekiyim, ama su an bu kutsal mekanda aglamamak icin kendimi zor tutuyorum. Iceri girmekte olan kalabalik ara sira ilahilere topluca eslik ediyorlar, en cok duygu patlamalarini bu siralarda yasiyorum. Tapinagin girisinde hacilar birikmisler, iceri girmeye ve ellerindeki adaklari adamaya calisiyorlar. Zaten kalabalik, ben en iyisi iceri girmeyeyim, onlari rahatsiz etmiyeyim diyorum ve kenara cekiliyorum. Fakat yan gozle beni izledigini fark ettigim bir Sikh muhafiz gulumseyerek `Lutfen sen de iceri gir` diyor, herhalde o gozlerim dolu mahzun halimden etkilenmis olacak, tesekkur edip ben de hacilara katiliyorum. Sikh`lerin kutsal kitabi bu mabetde saklaniyor, iceri gelen Sikh`ler diz cokup adaklarini birakiyorlar, kompleksin en sikisik yeri burasi. O ilahi muzigin kaynagi da anlasiliyor, burada Sikh muzisyenler tarafindan canli olarak icra edilen muzik hoparlorlerden tum komplekse yayinlaniyor. Iceride bir sure durduktan sonra ust kata cikiyorum, meditasyon yapan, aglayan, dua eden hacilari goruyorum. Ardindan Altin Tapinagin catisina ulasiyorum, ki bence en guzel yeri burasi. Gokyuzunun altinda bagdas kurup oturuyorum, dusuncelere daliyorum. 

Asagi indikten sonra gene turlamaya devam ediyorum, kucuk odalarin icersinde Sikh din adamlari kesintisiz olarak kutsal kitaplarini okuyorlar. Ben de bir koseye oturup kendi kutsal kitaplarimi, guidebook`larimi okumaya, tapinak kompleksi hakkinda daha ayrintili bilgi edinmeye basliyorum. Ozellikle Zafer agabeyin kitabinda sarfettigi bir cumle dikkatimi cekiyor, tur gruplariyla Hindistan`a getirdigi insanlarin burada sebepsiz yere duygulandiklarini, gozlerinin doldugunu soyluyor, benim biraz once icersinde bulundugum durumun aynisini tarif ediyor. Sanirim bati kulturuyle fazla yogrulmus, inanca cok uzak kalmis benim gibi insanlar boyle yerlerde bu tur yogunluklar yasiyorlar, uzerine dusunulmesi gereken bir konu. Tapinaktaki turuma mutfakta devam etmeye karar veriyorum. Burada 24 saat insanlara basit yemek servisi yapiliyor. Sikh`ler inanilmaz bir disiplin icinde calisiyorlar, hepsi cesitli gelir gruplarindan gonulluler. Mutfakta bazilari yemekleri hazirliyor, bazilari mercimek yemegini dagitiyor, bazilari su, bazilari ekmek dagitiyor. Topluca yemek yendikten sonra gene disiplin icinde bulasiklar toplaniyor, yerler temizleniyor. Sanirim buranin insani bu kadar etkilemesinin sebebi bu, her tuglasina kadar canli bir dini kompleks burasi, ve normalde bu tur yerlere ozgu olan kaostan eser yok. Sikh`ler inanilmaz organize bir sekilde binlerce kisiye yemek, kalacak yer, dus, su ve diger servisleri sunuyorlar, ve butun bu isler sadece mutevazi bagislarla yuruyor. Butun bunlarin sokunu hala yasiyorum, unutmamak icin surekli tekrarliyorum, yanimda bunlari paylasacak birinin olmasini burada gercekten cok isterdim, ah ulan sevgili dostlarim nolurdu da kicinizi kaldirip su ortami solusaydiniz! 

Dolasmaya ve dusunmeye devam ediyorum, artik yavas yavas o ilk etki gecmeye basliyor, ve supheci yanim devreye giriyor. Bir zamanlar belgesellerde gordugum sahte bir peygamber vardi, Bagwan miydi neydi adi, turbani ve sakali tam Sikh gibiydi. Bu kompleks acaba bu sahte peygamberlere ve tarikatlara esin kaynagi olmus olabilir mi diye dusunmeye basliyorum. 60-70`lerde buralara karayolu ile gelen hippy`ler muhtemelen Hindistan`a ilk girdiklerinde bu yapiyla karsilasinca benim gibi darmaduman oluyorlardi. Bir kisminin eve donduklerinde yarattiklari tarikatlarda model olarak burayi aldiklarini tahmin ediyorum. Sikh dini de bildigim kadariyla Islam`in ve Hinduizm`in bir karisimi, bu da klasik bir tarikat metodu, degisik dinleri ve dusunceleri harmanla, icine bir miktar uzay at ve sicak olarak servise sun. Bunu bizdeki en belirgin ornegi de Dunya Kardeslik Birligi mi ne, oyle bir tarikat olusumu var ya o, aynen bu formul uygulanmis. Buranin da boyle bir yer olup olmadigini dusunuyorum, samimiyetini sorguluyorum, sanirim benim icim kotu. Ama ne yapayim, samimi gozuken o kadar cok insan ve toplulugun altini kaziyinca oyle seyler cikiyor ki, insanliga olan umidim coktan sarsilmis durumda, bu supheciligi kafamdan atmam mumkun degil. Neyse, bu dusunceleri bir kenara birakip tapinakta dolasmaya devam ediyorum, bu sirada tek tip uniforma seklinde entariler ve turbanlar icinde dolanan bir grup beyaz batili genc dikkatimi cekiyor. Acaba neden boyle giyinmisler diye merak ediyorum, herhalde bir tur grubu falan diyorum. Bir meydana dogru ilerliyorlar ve hepsi birden orada oturuyor. Biraz sonra bir muzik dinletisi basliyor, muzisyenlere bakiyorum hepsi bembeyaz, bildigin batililar. Iyice meraklaniyorum, sonunda bunlardan birkacinin yanina gidip neden boyle giyindiklerini ve burada ne yaptiklarini soruyorum. Aldigim cevap ilginc, hepsi Sikh`lermis. Buyuk cogunlugunun ailesi Sikh`mis, onlar da bu yuzden Sikh olarak dogumuslar. Altin Tapinak yakinlarinda bir okula gidiyormus hepsi, normal ilkogretim ve lise egitimi veriyormus burasi, ama Sikh dini agirlikli olarak. Ilginc geliyor, bunlarin biraz once bahsettigim 60-70`lerdeki hippy`lerin cocuklari oldugunu dusunuyorum. Muhtemelen burayi gorunce gene onceden dedigim gibi cok etkilendiler, ve bir kismi bu dini kabul etti, bati insaninin mistizm meraki malum. Bir sure cocuklarla muhabbet ettikten sonra bir kac kez daha tapinagi turluyorum, sonra yavas yavas odama donuyorum. Donerken saate baktigimda sasiriyorum, saat 9. Burada yari bilincli, yari bilincsiz sekilde 4 saat gecirmisim. 

Odaya geldigimde iceride kiz-erkek karisik bir suru insan goruyorum. Benim yatagin yanindaki yatakta konuslanmis elemanla muhabete basliyoruz ilk. Fransizmis, ayni benim gibi `Istanbul to Kathmandu`yu kullanarak karayolu ile seyahat ediyormus, Fransa`dan yola cikmis. Daha sonra digerleri ile de tek tek tanisiyoruz, 2 Israilli, 3 Japon, 1 Polonyali ve 1 Fransiz daha bu geceki kogus arkadaslarim. Fransizlarla ve Polonyaliyla birden hararetli bir muhabbet basliyor, onlar da yeni Pakistan`dan gelmisler, uzerlerinde Pakistan`in yerel kiyafetleri var. Kitabimda Sufi geleneginin Pakistan`da hala cok guclu oldugunun, bir suru yapinin yani sira hala ayinlerin yapildigini okumustum, bunlardan birini goremedigim icin de uzgundum. Bu konuyu soruyorum elemanlara, birden gozleri parliyor ve anlatmaya basliyorlar. Boyle bir kac ayine katilmislar, nasil davullar ve ot esliginde binlerce kisinin transa gectigini, sabaha kadar ayinlerin devam ettigini anlata anlata bitiremiyorlar. Sanirim onlari asil etkileyen ot mevzusu olmus, en cok ona takiliyorlar. Sonra da Fransiz dayanamayip hadi hazir konu acilmisken bir cigaralik goturelim diyor. Eh, Hindistan, mistizm olur da pafkuf muhabbeti olmaz mi? Ben tovbeliyim diyorum, elaman cigaraligi hazirliyor, takilmak uzere disari cikiyorlar, ben de yogun gunun notlarini yazmaya basliyorum. Sonra hava almak icin disri cikiyorum, kendimi gene Altin Tapinak`da turlarken buluyorum. Gece vakti babmaska bir guzellige burunmus tapinak, durgun sudaki yansimalar muazzam bir atmosfer yaratmis. 

Yarim saat kadar turladiktan sonra odaya donerken bizim elamanlari goruyorum, Altin Tapinaga gidecegiz gelir misin diyorlar, daha yeni donuyor olmama ragmen okey diyorum. Yaklasik 3 saat boyunca hic konusmadan oturuyoruz, tapinakda olan bitenleri seyrediyoruz. Artik muzik bitmis, temizlik baslamis, Sikh`ler gene muazzam bir disiplin icersinde tapinagi temizliyorlar, bu arada cesiti koselerde ayinler, kutsal havuzda yikanmalar devam ediyor. Avlu acikta uyuyan hacilarla dolu, otcul Fransiz ve Polonyali`da uyuyanlara katiliyorlar, diger Fransiz ve ben bir sure sonra kogusa geri donuyoruz. Kafam hala yogun dusuncelerle dolu, hemen uyuyamiyorum. Hayatimda dinin hep garip bir yeri oldu, kimi zaman terazide din ve ruhaniyet agir basarken genelde bilim, materyalizm agir bastigini dusunuyorum. Bugun ruhaniyet kefesine buyuk bir agirlik konmus gibi hissettim, hep dunyaya kotuluk getirdigini dusundugum dinlerin aslinda dunyaya ne guzellikler de kazandirabildigini, inancin insan hayatindaki yerini, umre zamani Mekke`ye gitmek basta olmak uzere butun dinlerin bu tur hac mekanlarinin gezmem gerektigini dusundum, ve bir hayal aleminden bir baskasina yavas yavas daldim...