Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 5-10-2004
Yazılış yeri: Lahore, Pakistan
 
 
1-10-2004 - Quetta, Pakistan 

Bu sabah erkenden uyanip dun Ian`in bahsettigi ucak bileti satan acenteye gidiyorum. Acentada cenesi kuvvetli bir herif beni rehin aliyor, 1 saat konusup duruyor. Sonunda anlasiliyor ki Islamabad`a ucak bileti 4000 rupi, yani yaklasik 70$. Buradan ciktiktan sonra ulan gidip su tren isini de salim kafayla bi daha sorayim diyorum. Istasyonda bu sefer dunkinden farkli bir memur var. Ve dunki suratsiz herifin aksine bu Bahawalpur`a bilet oldugunu soyluyor. Bilet var olmasina var, ama en pahali mevkiden, yaklasik 1800 rupi. Inanilmaz kararsizim, Islamabad`a ucakla mi gitsem yoksa Bahawalpur`a dogru trenle mi gitsem diye dusunup duruyorum. Bu sirada yolda bir kac cocuk beni durdurup klasik adin ne nerdensin sorgusuna basliyorlar. 2 dakika icinde yaklasik 15 kisilik bir grup olusuyor cevremde, hemen bi bahane bulup uzuyorum aralarindan. Hemen ardindan karsilama komitesinde sirayi dunden beri pesimde olan yasli bi Afgan amca aliyor, herif nereye gitsem karsima cikiyor. Amaci doviz, bende sonunda yilip heriften 30$lik rupi aliyorum. 1$ icin verdigi fiyat 58 rupi, sinirdaki soyguncular 50 rupi veriyorlardi, iyi ki az bozdurmusum orada. 

Moralim hala bozuk bu arada, sanirim beklentilerimin buyuk olmasindan kaynaklaniyor. Malum, `Cive Pakistan`larla, `Dost ve Kardes Ulke Pakistan`larla buyuduk. Burada Turk oldugumu soyleyince insanlarin sevincten kuduracagini ve birden turkuler esliginde dostluk halaylari cekecegimizi zannediyordum, ama yanilmisim. Bu dostluk ve kardeslik devletler arasi, Turk`um diyince bon bon bakiyorlar, Musluman`im dedigim zaman tepki gosteriyorlar, sonra da hemen nasil bir Musluman oldugumu sorgulamaya basliyorlar. Sehirde yapacak hic bi halt yok, sokaklarda dolastigim her metre ise omrunden 1 dakika calacak kirlilikte. En iyisi gidip uyumak diyip otelime geri donuyorum. Aksam uzeri kapim caliniyor, Ian gelmis. Bir sure muhabbet edip cay iciyoruz, sonra da vedalasiyoruz. Ben de yemek yemek uzere benim otelin restoranina gidiyorum. Ulan hadi bu sefer et yiyeyim diyip karisik et soyluyorum, soylemez olaydim, gene basmislar aciyi baharati, yaninda bi de kola ictik, bana ufukta mide spazmlari gosukuyor. Bir sure internet cafe`de takildiktan sonra ve oradakilerle muhabbet ettikten sonra bu bayik gunu noktaliyorum. Bu arada kararimi da verdim, sanirim trenle Bahawalpur`a gidecegim. 


2-10-2004 - Quetta, Pakistan 

Sabah erkenden uyanip Railway Office`e gidiyorum. Guidebook`larda sevindirici bir haber okudum. Pakistan ilginc bir sekilde turistlere ve ogrencilere trenlerde indirim uyguluyor. Fakat bunun icin once Railway Office`deki Customs`a gidip bir form doldurmak gerekiyor. Gidip formu dolduruyorum, 5 dakika icinde nurtopu gibi bir %25 indirim hakkim oluyor. Sevincliyim, bir yandan da kendime kizginim. Su an Acik Ogretim`de kayitli olmama ragmen yolculuga cikmadan once bir uluslararasi ogrenci karti almadim, halbuki burda bu kartla %50 indirim alabilirdim. Acik Ogretim`in askerlikten yirtmamimin yani sira bir faydasi daha olacakti, onu da salak gibi kacirdik. Neyse buna da sukur, bileti 1350 rupi`ye aliyorum. Gerci hala evlat acisi gibi, kolay degil 2 gunluk butcemi kiytirik bir trene veriyorum. Ucuz biletleri 1 hafta falan oncesinden almazsan yandin yani. Tren 10.30`da, hemen checkout`umu yapiyorum, bir kac biskuvit falan alip gara yollaniyorum, nihayet bu acaip yerden kurtulacagim. Ancak cebimde toplam 60 rupi kaldi, yuksek komisyon aliyorlar diye burada seyahat ceki bozdurmadim, neyse artik idare ederiz diyorum. 

Trende kompartimanima gidiyorum, icerde bir aile oturuyor, beni gorunce sasiriyorlar. Megerse salaklar yanlis yere bilet vermisler, konduktor gelip beni 2 kisilik bir kompartimana aliyor. Icerde suratsiz bi adam var. Kitaplarimi, discman`imi falan cikartiyorum, hazirlik yapiyorum. Yanimdaki adam hic birsey demeden seyahat kitaplarimi alip karistirmaya basliyor, ilginc bir yolculuk olacak belli ki. Bu arada onceden yanlislikla kompartimanlarina yerlestirildigim ailenin babasi ve buyuk oglu gelip benden kendi siclari olmamasina ragmen bu yanlislik icin ozur diliyorlar, caya davet ediyorlar, tamam diyorum ben de, belli ki muhabbet etmek istiyorlar. Oldukca cana yakin ve de modern bir aile. Baba Lahore`da demiryollari bas doktoruymus. Cocuklar da universiteye hazirlaniyor. Bol bol muhabbet ediyoruz, rotami anlatiyorum. Kafamdaki plan Bahawalpur`dad Lahora`a, oradan Islamabad`a, oradan da Peshawar`a gecmek. Aile buna karsi cikiyor, Peshawar`in tehlikeli oldugunu ve kayda deger olmadigini, bunun yerine kuzey-dogu Pakistan`a gitmemi, oranin Pakistan`in en guzel yeri oldugunu soyluyorlar. Bunlari guidebook`larimdan bir arastirmam lazim. Neyse, sonra kompartimanima geciyorum ve gecmekte oldugumuz unlu Bolan Gecidini seyre daliyorum. Yolculugun basindan beri ilk tren seyahatim, ve inanilmaz rahatim, bacaklarimi bi guzel uzatiyorum, keyif catiyorum. Yanimdaki adam ise hala tek kelime konusmadan kitaplarimi karistiriyor. 

Acliktan olmek uzereyim, ama cebimdeki 60 rupi`yi ne olur ne olmaz diye tutmak istiyorum. Fakar sonunda biskuviler de kesmeyince yemek vagonunu aramak uzere koridora cikiyorum, bir sandvic veya hamburger icin, icinde baharat olmayan birsey icin canimi veririm. Fakat kapilar asma kilitle kilitlenmis, luks vagonda oldugumuz icin guvenlik onlemi midir nedir. Tam umitsizlik icinde kompartimanima donerken koruyucu melegim gene devreye giriyor ve mukemmel kesisme ile karsilasiyorum. Ailenin buyuk oglu Rafi kendi kompartimanlarindan disari cikiyor, beni gorunce `Ben de sana geliyordum, gel sana da yemek soyledik diyor`. Saskinlik icinde kompartimanlarina gidiyorum, bir de ne goreyim, kulli miktarda hamburger, patates kizartma ve fried chicken! Allahim sen buyuksun, su inancsiz kuluna boyle kiyaklar geciyorsun ya, ben ne diyeyim. Once klasik nezaket reddetmelerimi yapiyprum, beklenildigi halde geri cevrilince yumuluyorum yemeklere. Ustune caylarimizi da icip bir guzel sohbet ediyoruz 2 saat kadar, hemen hemen her konudan konusuyoruz. Saat 11 gibi ise aile ile vedalasip kompartimanima donuyorum, ben onlardan erken inecegim, onlar Lahore`a devam edecekler. 


3-10-2004 - Bahawalpur, Pakistan 

Lonely Planet bu yolculugun 16 saat surdugunu, ama genelde 3 saat falan da gecikme oldugunu yaziyordu, fakat sadece yarim saat gecikme oldu, sabah 3 gibi Bahawalpur`a ulastik. Biraz stresliyim, yolculugun basindan beri ilk defa boyle bir saatte yeni bir sehre geldim. Neyseki burasi Pakistan, suc orani dusuk, insanlar tacizkar degil. Cikisa gidiyorum, bir kac riksovcuya otele kaca gotureceksiniz diye fiyat soruyorum. Bir tanesi 100 rupi dedigi zaman tepem atiyor, Kaptan Haddock`lugum tutuyor. Beni boyle gorunce hemen 50`ye iniyorlar, ama hala bagirip cagirmaya devam ediyorum, sonra da karakter atip `Oeeeh, yururum lan bende` diyip arkama bakmadan artist artist yurumeye basliyorum. Ama icim icimi yiyor, ulan karakter attik atmasina ama nasil gidecez bu yukle onca yolu simdi diye. Ve daha ben bunlari dusunurken koruyucu melegim gene devreye giriyor. Arkamda birileri sesleniyor, bakiyorum bir motorun uzerinde 2 genc. Nasilsin, yardima ihtiyacin var mi, biz polisis diyorlar. Ilk tepkim biraz tirsmak oluyor, malum Iran`da polis kiligindaki soyguncularin ununu cok duyduk. Gene de bir hotele gitmek istedigimizi fakat riksovcularla fiyatta anlasamadigimizi soyluyorum. Hemen bir riksovcuyu cekiyorlar ve 20 rupiye gotureceksin bu adami istedigi yere diyorlar. Lonely Planet`dan en ucuz oteli sectim, fakat adam oteli bilmiyor. Polisler biliyorlarmis oteli, sen biz bir eskortluk yapacagiz diyorlar. Onlar onde biz arkada gecenin bir korunde Bahawalpur sokaklarinda ilerliyoruz. Fakat hala kuskuluyum, ne olur ne olmaz diye korelmis, saplamaya calissam yaylanacak Swiss Knife`imi hazirliyorum, kotu bir durumda kanimin son damlasina kadar direnmeye hazirim. 

Neyse, sonunda otele geliyoruz, riksovcuya parasini odemeye calisirken polislerden biri devreye giriyor ve kendisi oduyor, bana odetmiyor, iyice soktayim. Iceri girip resepsiyondaki herifle konusuyoruz, fakat killik cikartiyor, yabancilar kalamaz diyor. Turk ve Musluman olmam da fayda etmiyor, aksine zarar ediyor. Malum, El Kaide`ye katilmak icin Pakistan`a gelen Turkler ve diger Muslumanlar var, hukumet de iyice sikilastirmis isi, boyle kucuk yerlerdeki otel sahipleri de yabanci almak istemiyor. Sonunda polisler herifi ikna ediyorlar, guc bela yerlesiyorum otele. Ucuz olmasina ucuz, ama su ana kadar ki kaldigim kesinlikle en kotu yer. Odada surekli bir sidik kokusu var, tuvalette cesitli irklardan bocukler cift kale mac yapiyor, ki ayni zamanda kovadan su ile yikandigin yer burassi. Anlasildi, Pakistan`daki 5. gunumde gene su yuzu yok bana. Alahdan vantilator varda o bogucu sicaklik ve nem biraz olsun geciyor. Yataga uzaniyorum ve gun boyunca olanlari dusundukten sonra yavas yavas uykuya daliyorum. 

Saat 11 gibi uyaniyorum, amacim bankaya gidip biraz seyahat ceki bozdurmak. Otel tam pazarin yaninda, buradan gecip bankaya gittigimde ise kotu bir supriz beni bekliyor: Bugun pazar! Ah salak kafa, burasi Iran degil ki pazar gunu acik olsun banka, nasil da hesaba katmadin bunu. ATM`leri gorunce bir umit onlara bakiyorum, yereller, uluslararasi aglara bagli degiller. Ayvayi yedik, cebimde hala 60 rupi var. Halbuki bu sehre gelis amacim 1 saat falan mesafedeki Sufi yapilarini gezmekti, bunu yapacak para da yok simdi, sap gibi kaldik burda. Hava da bulutlarla kapli, Londra`da gecirdigim 2 yildan kalan bir yara olarak bu tur havayi gorunce otomatikman iyice bedbahtlasiyorum. Sikinti icinde sehri yuruyorum biraz. Quetta`ya oranla daha temiz bir sehir, bu arada yolda gene klasik bir sorgucu velet yapisiyor, oyle bir bayiyor ki kacmak zorunda kaliyorum, o ise hala pesimde `Nolur aksama goruselim konusuruz` diye. Yiyecek guvenli birsey bulamiyorum, zaten bulsam da param yetmez. Sokaktan bir miktar muz alip odama donuyorum, dunden kalan biskuvitler ve gene dunden kalan ilik suyum ile ogle yemegimi yiyorum. 

Uzerimde seyahat cekleri ve paramin geri kalaninin durdugu plastik kartlar var, ama hic bir ise yaramiyorlar, varlik icinde yokluk dedikleri bu olsa gerek. Yemek yedikten sonra avluya cikip otelin calisanlari ile muhabbete basliyorum, fakat olay donup dolasip Muslumanliga geliyor, Pakistan`in bir cok yerinde oldugu gibi nasil Muluman oldugumu sinamaya kalkiyorlar. Fazla sinirlenmeden izin isteyip odama gidiyorum, gun boyu vantilatorun altinda uzaniyorum. Bu arada buyuk cantamda unuttugum ve hemen hic kullanmadigim Rough Guides`in kitabini hatirliyorum ve onu karistirmaya basliyorum. Goruyorum ki aynen trendeki ailenin dedigi gib Kuzey-dogu Pakistan`i pek bir methediyor. Ayrıca gene ailenin bahsettiği, trenle gectigimiz duraklardan birine yakin olan antik sehir Moenjo Daro'nun da gorulmesi gerektigini soyluyor. Istanbul to Kathmandu, Pakistan konusunda sinifta kaldi, buralardan hic bahsetmiyor, Rough Guides`in onerileri daha iyi gibi. Anlasilan artik 3 kitap bir arada kullanacagiz. Gerci dunki hadiseden sonra kuzek Pakistan`a gitmemeye karar verdim, burada bile boyle problem ciktiysa yabanciyim diye, El Kaide`nin saklandigi o bolgelerde neler cikar dusunmek bile istemiyorum. En iyisi Lahore`da veya Islamabad`da Pakistan seyahatini noktalamak sanirim derken gene uyuklamaya basliyorum. 

Aksama dogru aksam yemegi icin disari cikiyorum, gene bir miktar muz aliyorum. Bir sure yurudukten sonra geri donup kitap okuyup muzik dinliyorum ve bu gereksiz gunu sona erdiriyorum.