Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 30-09-2004
Yazılış yeri: Quetta, Pakistan
 
 
Nihayet 15 gun suren Iran yolculugum sona erdi. Bu ulke rotamdaki ilk durakti, buyuk bir heyecanla basladi ve devam etti. Kaldi geriye 10 ulke. :-) 

Burada kaldigim sure boyunca yaklasik olarak 180$ harcadim. Bu da gunde yaklasik 12$ ediyor. Lonely Planet, bu ulkede harcanacak miktarin yaklasik 15$ veya bunun bir miktar alti oldugunu soyluyor, demek ki bu hedefi yakaladim. Bu seyahat icin biriktirebildigim para miktari yaklasik 3000$. Butun kaldigim ulkelerde de gunde yaklasik 10$ harcamayi planliyorum bir budget backpacker olarak. Aslinda burada da rahatlikla 10$`i tutturabilirdim, ama henuz ilk ulke oldugu icin biraz acemiydim. Ekstra harcadigim paralar genelde taksiye gitti. Burada halk hep taksi-dolmus kullaniyor, ben ise genelde ucuz diye kendim tum arabayi kiralamayi tercih ettim, bu da masrafi biraz arttirdi. 

Genelde hep Lonely Planet`in onerdigi ucuz otellerde kaldim, ve bunlarin gecesine genelde 4-5.000 Tumen odedim. Banyo ve tuvaleti disarida ortak kullanimda olan odalardi bunlar, ama benim icin problem degil alisigim bu tur yerlere. Genelde gayet temizdiler, bir problemim olmadi. 

Yemeklerde oldukca ucuzdu, yaklasik olarak gunde 1500-2000 Tumen harcadim yemek ve iceceklere, ki bunlar genelde kebap ve hamburger tarzi yemeklerdi. bizdeki gibi burada da asil Fars yemekleri evlerde yeniyor. 

Baska bir rutin harcama olan sehir ici ulasimda ise daha once bahsettigim gibi genelde ozel taksi kullandim. Normalde taksi-dolmus usulu calsisiyor arabalar, siz cadde uzerinde beklerken yaklasiyorlar, nereye gittigini soruyorsunuz, uygunsa biniyorsunuz. Bu da genelde adam basi 100-200 Tumen civari. Taksiye binip de Derbest derseniz eger, taksi size ait oluyor, arabanin toplam parasini odemek gerekiyor, bu da genelde 500-1.000 Tumen arasi. 

Sehirlerarasi otobus yolculuklarinda da oldukca fazla vakit harcadim, bunlara da her saat icin yaklasik 3.500 Tumen verdim. Otobuslere bilet alirken mutlaka Volvo olsun diye belirtmek gerekiyor, dgier otobusler tam kulustur. Otobuslerde ikram bizdekine oranla cok kotu, bi dolap var ordan kalkip kendin aliyosun suyunu, eger sansliysan bazi seferlerde bi poset icinde biskuvit falan atiyorlar onune. Ayrica simdiye kadar zamaninda kalkan otobus gormedim, tika basa dolmadan hareket etmiyor. Otobuslerde ayrica bizdeki gibi surekli film gosteriliyor. Iran`da trenleri cok ovduler, fakat hic kullanma sansim olmadi, umarim gelecek sefere. 

Sehirlerin ve kasabalarin yapisina gelince, genelde bizdeki gibi yogun nufuslu ulkelere ozgu cirkin beton yapilasma var sehirlerde. Ilginc bir ayrinti her yerin Iran-Irak savasinda olen sehitlerin elle cizilmis dev resimleriyle donatilmis olmasi. Ayrica Humeyni ve Hamaney her yerde resimleriyle karsiniza cikan 2 figur. Hz. Ali`de bir popstar gibi burada, dukkanlardan otobuslere her yer cesit cesit porteleriyle dolu. 

Etraf genel olarak cok temiz, Farslilar temizliklerine cok onem veriyor. Simdiye kadar tuvaletten cikip da elini 2 saat ozenle yikamayn birine rastlamadim. 

Burada calisma saatleri ve gunler bizdekinden farkli. Bizdeki Pazar burada Cuma`ya denk geliyor, devlet daireleri de genelde Persembe oglen tatile giriyor. Ayrica dukkanlar her gun 1-3/4 arasi siesta icin kapaniyor, sonra tekrar aciliyor. 

Hava sicakti, fakat bunaltici degildi, sanirim genelde 20-25 derece civariydi, geceleri ise biraz serin oluyordu. 

Guvenlik bekledigimin cok uzerindeydi, herhangi bir Avrupa kentinden cok daha guvenli buralar. Ilk baslarda cok cekiniyordum, ama gittikce rahatladim. En ufak bir taciz veya saldiri ile karsilasmadigim gibi yardim etmeye ve iletisim kurmaya calsisan insanlarin sayisini hatirlamiyorum bile. 

Bu sohbetler genellikle genc insanlarla oluyordu, birden yaniniza geliyorlar ve cat pat konusmaya basliyorlar. %90`i yonetimden nefret ettigini acikca soyluyor, tek kurtuluslarinin ABD isgali oldugunu soyluyorlar, George Bush`u cok seviyorlar. Uzucu bir durum ama anlamak lazim, kanlari kayniyor, karsi cinsle rahat iletisim kurmak, alkol kullanmak, partiler duzenlemek, kisacasi dunyadaki diger yasitlari gibi yasamak istiyorlar, ve bunu gencliklerinde yapmak istiyorlar. Yonetimin degisecegine dair en ufak bir umitleri yok. Hepsi devrimle yasit, ama Sah donemini muazzam olarak betimliyorlar, malum gelen gideni aratiyor. ABD gelirse tum kaynaklarinizi alacak diyorum, olsun simdi de mollalarin elinde bize gene bir faydasi yok ki diyorlar. 

Bu seyahatte genel olarak 2 kaynak kitap kullandim: Lonely Planet`in Istanbul to Kathmandu adli kitabi ve Zafer agabeyin Hindistan Gezi Rehberi isimli kitabi. Her iki kitap da birbirini mukemmel bir sekilde tamamladi. Lonely Planet 2001 basimi oldugu icin genelde fiytlar yazanin 2 katiydi, ama gene de cok memnun kaldim, her seyiyle muazzam bir kitap. Zafer agabeyin kitabi da 28 kez bu seyahati yapmanin getirdigi cok guzel ipuclari iceriyor, cok isime yaradi. 

Rota olarak ise sadece Lonely Planet`in rotasini izlemedigime biraz pisman oldum. Ekstradan Ramsar`a gittik ve burasi vakit kaybiydi. Bunun yerine LP`in onerdigi gibi Yazd`a gitmeyi tercih ederdim. Hatta ideal rota direkt sinirdan Tahran`a Tebriz`i es gecerek gelmek, sonra da Isfehan, Yazd, Shiraz ve Zahedan`a gitmek olurdu, bu arada aradaki bazi ufak kasabalar da gorulebilrdi. 

Yazdigim yorumlar konusunda ise cok tatminkar degilim. El yazim cok yavas ve kotu, deftere sadece konu basliklarini not alip interner cafe`lerde maksimim 2 saatte bu notlardanbir hikaye olusturmaya calisiyorum. Normalde kafamda surekli yasadiklarimi dusunuyorum, ama bunlari aninda kayida geciremiyorum. Bu yuzden yanima sirf yazi yazmak icin ucuz laptop almadigima pismanim, hissettiklerimi o an kayda gecirmek cok daha guzel olurdu. Ayrica burada internet inanilmaz yavas ve de sansurlu, yazi ve ozellikle de resimleri yuklemek genelde sorun olabiliyor. 

Tabii bazi rahatsiz oldugum seyler de var, hersey tozpembe degil. Oncelikle termibnallerde veya sinirlarda taarruza gecen simsarlar, dovizciler, taksiciler vb cok rahatsiz edici, bazen cok sinirlenip Kaptan Haddock gibi `Sersemler, Kan Emiciler, Basibozuklar!` diye bagirip cagirdigim oluyor. :-) Ayrica yabancilara yonelik dik dik bakislar da rahatsiz edici, ama simdi daha cok alismis durumdayim. 

Iran kulturu, tarihi, insanlari ile muazzam bir ulke. Bu halk ve cografya en guzelini hak ediyor, umarim degisim yavas dahi olsa aleyhlerine isler ve daha iyi bir yasam surerler. Ben ise buraya doyamadim, kesinlikle en kisa zamanda tekrar ziyaret edecegim... 


29-09-2004 - Zahedan, Iran - Taftan, Pakistan 

Sabah 7 gibi uyandim ve hotelden check-out yapiyorum. Sokakta bir taksi ile anlasip sinira giden taksi-dolmuslarin kalktigi meydana gidiyorum. Burada hali hazirda bir Afgan sinira gitmek icin bekliyor, daha sonra da sirasiyla bir Azeri ve de bir Ingiliz geliyorlar. Azeri genc Ali adinda bir maden muhendisi, tamamen turist gibi gozukuyor, kimse inanamiyor Iranli olduguna. Pakistan`a tunel acmak icin gidiyormus. Ingiliz Ian ise oldukca ilginc bir tip, kendisi 63 yasinda bir gezgin, Los Angeles`da yasayan bir programci, fakat muzikle cok ilgili. 15 yildir ud caliyormus, ve zaman zaman dogu ulkelerindeki yerel muzikleri tanimak uzere boyle seyahatlere cikiyormus. seyahate Istanbul`dan baslamis, amaci Pakistan uzerinden Cin`e, Sincan eyaletine gecmek ve Uygur Turklerinin muziklerini incelemek. Bu yeni sinir geciz ekibiyle adam basi 3000 tumen`e anlastigimiz taksi-dolmus ile yola cikiyoruz. 

Sinira ulastiktan sonra Iran tarafinda hizlica islerimizi halledip Pakistan tarafina geciyoruz. Muhammed Ali Cinnah`in portresinin bizi karsiladigi ulke icinde bulundugu yoksullugun da ilk sinyallerini veriyor. Bilgisarlari yok, butun pasaport bilgilerimizi yavas yavas bir bakkal defterine kaydediyorlar, polislerin ustu basi dokuluyor. Islemler hallolduktan sonra Bellucilerden bir miktar para degistirip gumruk ofisine geciyoruz. Burada iyi Ingilizce konusan gumruk memuru bizi cok dostca karsiliyor. Ayrica iceride ikisi Japon, ikisi Polonyali 4 de backpacker var. Islermlerimiz hallolduktan sonra cikip Taftan colunu gecip Quetta`ya gitmek uzere otbus biletlerimizi aliyoruz. Klimali otobuste adam basi 300 Rupi. Fakat adam sok edici bir haber veiyor, otobus saat 4`e kalkiyormus ve saat daha sabah 11. Mecburen bekleyecegiz. Belluci cadirlarindan birine gidip cay iciyoruz, muhabbet ediyoruz. Toyota pick-uplarda var aslinda ve bunlar colu cok hizli bir sekilde geciyorlar, fakat adam basi 1500 Rupi fiyatlari. Beklemekten sikilip ortalikta dolanmaya, resim cekmeye basliyorum. Col adamlari Belluciler bununla cok ilgileniyorlar, surekli resimlerini cekmemi istiyorlar. Saci sakali birbirine karismis, vahsi gorunumlu col adamlari cocuklar gibi sevinerek elele resim cektiriyorlar, suratimdaki muzip siritmayi bir turlu silemiyorum. Bu arada bizim otobuste hummali esya yukleme calismasi devam ediyor. Iran`dan gelen yuzlerce kilo mal buyuk bir ozenle otobusun tepesine yuklniyor. Sonunda 4`de dogru gidecegimiz haberi geliyor ve otobuse bindigimizde dona kalioruz. Tepede yer kalmadigi icin artan cuvallar da koridora ve koltuklarimizin onune bir guzel yerlestirilmis. Zafer agabeyin kitabinda Taftan colu yolculugunun cok zorlu oldugunu okumustum, anlasilan hayatimin en kotu otobus yolculuklarindan birine baslamak uzereyim. 

Sonunda otobus hareket ediyor, ama icerde bizden baska kimse yok. Yakindaki koye gittigimizde yolcularbunmeye basliyor, muthisbir cesitlilik. Iranlilar, Afganlar, Pakistanlilar, Belluciler, Ozbekler, biz ve muhtemelen daha bilmedigim bircok millet. Ayaklarimiz cuvallarin uzerinde iki buklum oturuyoruz fakat yapacak hic birsey yok. Daha ilk yarim saat icersinde bir askeri kontrol noktasi, bir otobus arizasi, bir soforun durup namaz kilmasi hadiseleri yasiyoruz, bu da beni giderek daha demoralize ediyor. Seyahatin basindan beri ilk defa buyuk bir umitsizlik icine dusuyorum, Taftan colunu hic asamayacakmisiz gibi hissediyorum. Ne isim var buralarda, kendim kasindim, ne guzel yatagimda yatiordum simdi gibi pesimist dusunceler kafamin icinde fink atiyor. Maalesef hala cabuk umitsizlige kapiliyorum, kendime surekli telkin etmeme ragmen olaylara kotu tarafindan bakmaya devam ediyorum. Halbuki bu seyahatin amaclarindan biri de bunlari biraz olsun degistirebilmek. 

Ilk mola yerinde ise bu dusuncelerimi biraz olsun degismeye basliyor. Oncelikle ozlemini cektigim yemklerle karsilasmaya basliyorum. Tam bir mercimek hastasiyimdir, ve burada artik Hint alt-kitasinda oldugumu hatirlatircasina meshur mercimek yemegi Dhal ile karsilasiyorum. Nan denen taze ekmeklerle beraber bu nefis mercimek yemegini yedikten sonra keyfim yerine gelmeye basliyor. Ardindan ise ikinci supriz geliyor, otobuste arkamizda oturan ve Ozbek olduklarini tahmin ettigim sevimli yasli amcalar nese icinde gelip benimle Turkce olarak sohbet etmeye basliyorlar. Aslinda otobuste gozlerim hep uzerlerindeydi, ama Turkce olmayan bir dil konusuyorlardi, emin olamamistim Turkce bilip blmediklerinden. Afganistan`in Ozbek bolgesinden Quetta`ya 20 yil once savas sirasinda multeci olarak gelmisler. Zaten Zafer agabeyin kitabinda da Quetta`da onemli bir Afgan multeci nufusu oldugu yaziyordu. Amcalarla sohbet cok kefiyli, bana Tayyip`i soruyorlar, anlasilan hayranlar ona, secimleri insallah yeniden kazanacak diyorlar. Sohbetin sonunda beni evlerine davet ediyorlar, bir aksam gel yemek yiyelim diyorlar, seve seve kabul ediyorum. Ardindan hareket vakti geliyor, koridordaki cuvallarin uzerinde zarzor ilerleyerek yerimize ulasiyoruz. Koumser dusuncelerim geri donmekte vakit kaybetmiyor, hala iki buklum oturuyoruz, yol gittikce kotulesiyor, arabanin amortisorleri fecaat durumda, surekli zipliyoruz, icerisi buz gibi ve sweat shirt`umu cantamda unutmusum. Ali hemen uykuya daliyor, fakat Ian ve ben cin gibiyiz. Bir miktar sohbet ediyoruz, eski harbi backpacker`lardan oldugu ortaya cikiyor. Ta 1970 yillarinda yapmis bu tur dogu seyahatleri, o zaman boyle seyahat kitaplari falan da yok. 63 yasinda ve hala yollarda, buyuk bir saygi duyuyorum. 


30-09-2004 - Quetta, Pakistan 

Rutin arizalar, asker ve gumruk kontrolleri, tuvalet molalari, namaz molalari, soforun sohbet molalari derken yaklasik 18 saat sonunda sabah vakti Quetta`ya ulasiyoruz. Kesinlikle hayatimda yaptigim en kotu yolculuktu, bacaklarimda derman kalmadi. Iniyoruz, yaklasik yarim saat tepedeki mallarin ve bagajlarin indirilmesini bekliyoruz. Sonra da bir taksi ile anlasip otellerin oldugu bolgeye doru yola cikiyoruz. Tren istasyonu civarinda dagiliyoruz, Ali Lahore`a dogru trenle yola devam edecek, ben ucuz bir otele, Ian ise daha iyi bir otele gidecek. Vedalasiyoruz, herkes kendi yonune gidiyor. Dehset icindeyim, Pakistan`la ilk ciddi kontagim beni oldukca sarsti. Nefes almakta zorlaniyorum, kanalizasyonlar aciktan akiyor, korkunc bir egzoz kokusu, kokular birbirine karismis, bir de col tozu dumani, muthis bir sefalet var ortalikta. Bu kanalisazyonlarin uzerine comelmis sokak ortasinda tuvaletini yapan adamlar dahi var, Hint alt-kitasi beni sarsici bir sekilde karsiliyor. Ucuz oteli buluyorum, ucuz olmasina ucuz fakat dehset bir durumda. Sicak su yok, haftada bir kez oluyormus onda da zaten kovayla veriyorlar, o kovadan cikacak su ile ise hayvan bile yikanmaz. Bir kac daha iyi otel bakiyorum ama yer yok, mecburen yerlesiyorum buraya. Otobus yolculugu, bu ilk dehset kontak derken cok yiprandim ve iyice karamsarlastim, hemen yatip kendimi toparlamaya karar veriyorum. 6 gibi uyaniyorum ve dolasmak icin disari cikiyorum. Fakat hava korkunc kirli, sokakta yurumek mumkun degil. Ilk gordugum eczaneye kendimi atip maske var mi diyorum, adam hic sasirmadan cikarip veriyor, demek ki boyle kotu hisseden bir tek ben degilim. Maskemi takip dolasmaya basliyorum, acikta satilan yiyecekleri gordukce daha bir fena oluyorum. Buradan bir an once kurtulmam lazim. Tren istasyonuna gidip bilet soruyorum, onumuzdeki bir kac gun bos yer olmadigini soyluyor, ayvayi yedik. Sehri gezmeye devam ederken Ian`in otelini goruyorum, ugrayip merhaba diyeyim diyorum. Otelin restoraninda Dahl yiyip muhabbet ediyoruz, bana ucakla Islamabad`a gecmeyi dusundugunu soyluyor, bunu elki ben de yaparim diye dusunuyorum. Sonra cikip bir internet cafe ariyoruz, buluyoruz ve yaklasik 2 saattir burada bu yorumlari yaziyorum. 

Evet, maalesef alt-kita ile ilk kontagim pek iyi olmadi, ama buna bir kac gun icinde alisacagimi tahmin ediyorum. Daha onumde temizlikte buradan asagi kalmayan koca bir de Hindistan var. Gene de Pakistan yolculugumu kisa kesmek istiyorum, amacim Hindistan`da Dharamsala`ya ulasip orada yaklasik 10 gunluk bir tatil yapmak. Onumde ise yaklasik 28 saatlik bir Lahore yolculugu var, Allah yardimcim olsun. :-)