Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 28-09-2004
Yazılış yeri: Zahedan, Iran
 
 
25-09-2004 - Isfehan, Iran 

Bu sabah Turkiye`den bir konugum olacak. Geziye cikmadan once calistigim isyerinden Mahmud adli arkadasimin benim tanimadigim Metin adli arkadasinin ablasi(!)`da ayni geziyi yapiyormus. Metin bana bir mail atti ve ablasi ile gorusursem sevinecegini soyledi. Bunun uzerine mail`lesmeye basladik fakat bir turlu birbirimizi rotada yakalayamadik. Sonunda Isfehan`da ayni gun bulunacagimiz kesinlesince gorusmeye karar verdik. Muna Hanim 12 gibi otelime geldi. Bir sure avluda oturup sohbet ettik. Kendisi 47 yasinda ve Nepal`e kadar karayolu-ucak karisik bir sekilde gitmeyi planliyor, gercekten cok takdire deger ve bezgin gecnlere ornek olmasi gereken bir davranis. Muna Hanim bizim motorcu Alman ciftle muhabbet ederken otelden check-out`umu yapiyorum. Cok profesyonel calisiyor Amir Kabir`in sahibi olan biraderler. Doviz bozmaktan Shiraz`a otobus biletimi almaya, camasirlarimin yikanmasindan internet cafe`ye kadar her turlu isimi hotelde hallettim, buranin backpacker`lar arasinda bu kadar unlu olmasinin sebebini anliyorum. Muna Hanim`la bir restorana gidip guzel bir kebap yemegi yedikten ve de vedalastiktan sonra Internet Cafe`ye gidiyorum ve okudugunuz bir onceki yorumlarimi oradan yaziyorum. Sonra da gene Amir Kabir`in sagladigi bir taksi ile terminale gidiyorum ve Shiraz`a dogru yola cikiyorum 


26-09-2004 - Shiraz, Iran 

Shiraz`a bekledigimden daha gec bir saatte, sabah 1 civari ulasiyorum. Taksi ile sehir merkezine indikten sonra Lonely Planet`dan sectigim bir kac ucuz otele bakiyoruz ama hepsi kapali. Sonunda listelenen otellerden birinin acik oldugunu goruyorum ve Darya Hotel`e 5.000 Tumen karsiligi yerlesiyorum. Odanin icinde dus da var, Ramsar`da kaldigimiz evi saymazsak ilk defa icinde dus olan bir odam olacak, gururluyum. :-) 

Sabah 10 gibi uyaniyorum ve sehri gezmeye basliyorum. Isfehan`dan sonra pek cekici gelmiyor bu sehir, ilk izlenimlerim cirkin yapilasmaya sahip, gurultulu bir sehir oldugu yonunde. Bu arada kafami kurcalayan da bir konu var. Artik Iran seyahatimi sona erdirmeye karar verdim, buradan Zahedan`a, oradan da Pakistan`a gecmeyi planliyorum, fakat yol 17 saat. Zahedan`dan Pakistan`a gecince de bir 14 saatlik daha yolculuk yapmam gerekiyor. Hala otobuslerde uyuyamiyorum, boyle uzun yolculuklar da beni oldukca zorluyor. Aklima Iran`da oldukca ucuz oldugu soylenen ucaklari kullanmak geliyor. Hemen Lonely Planet`a bakiyorum ve ucak bileti satan yerleri tespit edip rotayi o yone ceviriyorum. Iran Air ofisinden cikan sonuc olumsuz, Zahedan`a direkt ucak yok, once Tahran`a gitmem ordan ucmam gerekiyor. Bunun toplam bedeli de yaklasik 100$. Zor da gelse otobuse talim edecegiz gene ne yapalim. Yalniz bu soruna bir cozum bulmak lazim, onumde daha yuzlerce saat otobus yolculugu var. Tek umidim Hindistan`da yapmayi planladigim meditasyon kursu, orda bu uyku problemini hallettik hallettik. :-) 

Ortaligi gezdikten sonra ben de tum halk gibi siesta yapmak uzere odama cekiliyorum. Bir sure uyuduktan sonra 3 gibi tekrar disari cikiyorum ve patatesten yapilma lezzetli bir yemekle karnimi doyurduktan sonra Lonely Planet`in onerdigi tarihi yerleri gezmeye basliyorum. Ilk durak benim otelin cok yakinindaki Karim Khan kalesi. Disi cok guzel ama icinde bi halt yok. Burayi gezerken pesime 2 cocuk takiliyor. Birisi cok iyi Ingilizce konusuyor, seninle gezebilir miyim diyor, eyvallah diyorum. Ingilizceyi boyle turistlerle surekli konusarak ogrenmis, takdir ediyorum. Sonraki duragimiz Vakil Mescidi. Oldukca guzel bir yapi, ama Iran`daki pek cok benzeri gibi restorasyon calismlari yapiliyor, insaat alani gibi. Burdan sonra cocuklardan ayriliyorum ve Bogh`e-ye Shah-e Cheragh`a dogru yola cikiyorum. Ana kapidan girdikten sonra beni Isfehan`daki kadar olmasa da buyuk bir meydan ve kompleks karsiliyor. Burada cesitli onemli Sii onde gelenleri yatiyor. Zaten gordugum kadayiyla bu tur turbelerin uzerine cok daha fazla dusuluyor. Iki adet muazzam mavi cinilerle kapli Pers stili kubbesi var. Icerde olmak son derece huzur verici, bazen `ulan keske namaz kilmayi bilseydim de su adamlara katilsaydim, ortama iyice ayak uydursaydim` diyorum. Bu muazzam komplekste bir miktar vakit gecirdikten sonra nehir kiyisina dogru yol aliyorum. Nehir kiyisina geldigimde bir de ne goreyim, nehir yerinde yok! Kuruyali yilalr olmus belli ki. Ben de Lonely Planet acaba nehir kiyisindaki hic bir yeri neden onermemis diyordum. Neyse ki koprunun oteki tarafinda guzel bir camii var, Emamzade-ye Ali Ebn-e Hamze camiisi. Iran`in en onemli sairlerinden Hafiz ve Sadi`nin mesarlarinin da bu sehirde oldugunu okumustum Lonely Planet`da, haritama bakiyorum, Hafiz`inkine cok yaklasmisim. Hava kararmis, saat 7, ama 9`a kadar acik oldugu yaziyor. Gittigimde sasiriyorum, bu saatte bile oldukca uzun bir bilet kuyrugu var, anlasilan Iran halki biricik Hafiz`larini el ustunde tutuyor. Aksam oldugu icin oldukca guzel bir isiklandirma da var. Bu huzurlu bahcede bir sure dolastiktan ve oldukca mistik cayevinde bir miktar cay ictikten sonra donus yolununu tutuyorum. Yarin buyuk gun, erkenden ayrilip bilet alacagim, ardindan Persepolis`e gidecegim, sonra da 17 saatlik Zahedan yoluna cikacagim, uykumu almis olmaliyim. 


27-09-2004 - Shiraz, Iran 

Sabah 9 gibi uyaniyorum ve check-out yapiyorum. Ardindan acentalardan birine gidip 7000 Tumen`e Zahedan biletimi aliyorum. Sonra da otobus terminaline dogru yola cikiyorum, amacim sirt cantami burada emanete birakmak, sonra da buradan kalkan Persepolis dolmusuna binmek. Cantami biraktiktan sonra dolmuslara yoneliyorum, fakat ogreniyorum ki antik sehre direkt gitmiyorlar, Marvdasht kasabasina gidiyorlar. Oradan baska bir taksi-dolmusa bunlem gerekiyor. Kulustur bir dolmusla 250 Tumen`e Marvdasht`a gidiyorum, oradan da taksi-dolmusla 200 Tumen`e Persepolis`e. Taksi-dolmus bir sure cirkin sehrin icinde ilerledikten sonra birdenbire iki tarafi agaclarla kapli bir yola giriyor. Uzaktan dev sutunlari secebiliyorum, heyecan icindeyim, bu seyahatin en onemli noktalarindan biri olan efsanevi Persepolis`e dogru yaklasiyorum. Sehrin yakinda indikten sonra bilet gisesine ilerliyorum, ama endiseliyim, Lonely Planet girisin 5000 Tumen oldugunu yaziyor, kitap eski basim oldugu ve hemen hemen butun fiyatlar yazanin 2 kati oldugu icin endiseliyim, param cok az. Ve bilet gisesindeki adam yuregime su serpen haberi veriyor: `Bugun herkese bedava!`. Nese icinde hoplaya ziplaya sehre dogru ilerliyorum. Basanklari ciktiktan sonra beni uzerine yapilmis muazzam insan basli haycan vucutlu kabartmalariyla `Butun Milletlerin Kapisi` karsiliyor. Bundan sonrasi ise tam bir hayal alemi, oradan oraya coskuyla geziyorum, onlarca fotograf ve video cekiyorum. Tarihde boylesine onemli bir yeri olan bu antik sehirde bulunmak beni tamamen yenidne sarj ediyor. 2 saat kadar sehri dolastiktan sonra doyamadan ayriliyorum, saat 3`deki otobusume yetismem lazim. Uzulerek ayriliyorum, kapida taksiciler bekliyor ve klasik bir turist kaziklama girisiminde bulunuyorlar, ufak bir tartismadan sonra geldigim yolla, taksi-dolmus ve taksi ile terminale donuyorum. Birseyler atistirdiktan sonra otobuse biniyorum ve uzun yolculuk basliyor. 

Yanimdaki adam kitaplarimi merak ediyor ve muhabbet etmeye basliyoruz. Iyi Ingilizce konusuyor, saglik gorevlisiymis, keyifli bir tip. Disaridaki manzara muazzam, faakt hava karardiktan sonra bekledigimi kabus dolu saatler basliyor: Arka arkaya bagirtarak gosterilen Iran filmleri. Ustelik isiklari da kapatiyorlar, kitap da okuyamiyorum, mecbursun seyretmeye. Discman`ime eski dost Rush`i koyup rahatlamaya calisiyorum. Saatler sonra Kerman yakinlarinda otobuse oldukca ilginc 2 tip biniyor. Sanirim Pakistali veya Afganlar. Anlasilan klasik Iran`dan uzaklasmaya basliyoruz. Gun boyunce hemen hicbirsey yemedim ve acliktan oluyorum, yolculuga baslayali yaklasik 9 saat oldu ve adam israrla mola vermiyor. Sonunda mola yerine geliyoruz, fakat bambaska bir yer burasi. Icerisi Pakistanli kayniyor, yemeklerinse hicbirini bilmiyorum. Sagolsun yanimda oturan adamcagiz karnimi doyurmam icin yardim ediyor, iletisimi o sagliyor. Yemekler hep Pakistan yemekleriymis. Karnimi doyurduktan sonra biraz rahatliyorum, ama hala uzun bir yol var onumuzde. Sabaha karsi otobus birden duruyor ve iceri bir asker geliyor. Yolda binen yabancilara yoneliyor hemen, 18 yaslarinda ve inanilmaz kaba. Sonra bu yabancilari vura vura otobusten indiriyor ve alikoyuyor, ustelik bir tanesi cok yasli. Cok sinileniyorum ama bir sey de yapamiyorum, allahdan ben dikkatini cekmiyorum yoksa muhtemelen gelip bana da pasaport soracak. Cok genc oldugu icin guc gosterisi yap[iyor sanirim. Yola devam ediyoruz, karanlik olsa da gectigimiz Lut colunu secebiliyorum, keske gunduz yolculugu yapsaydik da gercek bir col gorseydim diye hayiflaniyorum, ardindan aldigim uyku hapinin etkisiyle yavas yavas daliyorum. 


29-09-2004 - Zahedan, Iran 

Bekledigimden erken bir saatte, sabah 5.30 gibi Zahedan`a variyoruz. Otobusten indigimde klasik taksiciler bana karsi taarruza geciyor, hepsini basariyla puskurtuyorum. Kalmayi planladigim yer pazarin yakininda, oraya giden bir taksi dolmus buluyorum. Ortalik cok degisik, her tarafda Belluci mi, Pakistanli mi, Afgan mi oldugunu anlayamadigim garip giyinimli ve fizikli insanlar var. Bambaska bir yerdeyim su an. Bir miktar aradiktan sonra oteli buluyorum ve 4000 Tumen`den yerlesiyorum. Otel multeci kampi gibi, icersi bahsettigim turden insanlarla kayniyor. Bekledigimden temiz olan odama yerlesiyorum ve uyumaya basliyorum. 

Uyandiktan sonra bir sure sehri gezdikten sonra simdi bulundugum pahali bir otelin fasilitesi olan internet cafe`yi buluyorum. Bir saattir buradayim, birazdan yemek yemek uzere kalkacagim ve ardindan gunu otelde gecirecegim. 

Yarin sabah erkenden kalkip yaklasik 1 saat mesafedeki Mirjave sinir kapisina gidecegim. Siniri gectikten ve Pakistan`a adimimi attiktan sonra amacim 14 saatlik bir otobus yolculuguyla Quetta`ya ulasmak. 

Pakistan`dan gorusmek uzere tum dostlara sevgiler...