Karayoluyla Asya Uzak Doğu Gezisi

 

English Version
 
Yazılış tarihi: 21-09-2004
Yazılış yeri: Tahran, Iran
 
 
Biraz once ziyaretci defterini okudum ve de gercekten cok duygulandim bu yaban ellerde. Ailemin, arkadaslarimin destek dolu mesajlarini okumak gercekten cok guzel geldi. Hepinize cok tesekkur ederim. Deginmek iztedigim bir konuda vardi bu arada, anne ve babamin mesajlarini da gorunce aciklama yapmak farz oldu, once onunla baslayayim. Yazdigim gunluklerde annemin de dedigi gibi maalesef paragraf aralari gozukmuyor. Bu yazilari ve resimleri bulundugum yerlerden siteye yuklemek icin bir sistem gelistirmistim, fakat cok aceleye geldigi icin yeterince test edememistim. Yuklemeleri yaptiktan sonra fark ettim ki programlama da yaptigim bir hatadan dolayi paragraf aralari goruntulenemiyor, bu da yazilari okumayi oldukca guclestiriyor, bayagi karisik oluyor. 

Bunun icin herkesten ozur dilerim, fakat maalesef su an kodlara da mudahele edemiyorum. Gordugunuz gibi bir sayfada pek cok gunle ilgili yorumlar yaziyorum, bu soruna kalici bir cozum bulana kadar her gunle ilgili bolumun basina tarih yazacagim. Ayrica babamin da yazdigi gibi maalesef bu geziye neden ciktigimla ilgili bir yazi da yok. Bunun sebebi de benim de siradan bir Turk genci olmam, butun islerini son gune birakan bir Turk genci olmam.:-) Bu siteyi de seyahatle ilgili bir cok tamamlamam gereken is gibi son gune birakistim, bu yuzden bu baslangic yazisi ve benim hakkimdaki bilgiler de dahil bir cok sey eksik kaldi. Tasarimla da ugrasamadim fazla, o da cok acele oldu. Ama artik buradan mudahele etme sansim cok az oldugu icin bu yolculuk boyunca boyle idare edecegiz mecburen. Belki ilerde yapmayi planladigim Guney Amerika seyahatine kadar aklim basima gelir de son gune birakmam bu sefer siteyi.:-) 


18-09-2004 - Ramsar, Iran 

Cuma gecesi 4 kisi bindigimiz otobus sabah 6 civarinda Kuzey Iran`daki Rash`da ulasti. Hava orta Iran`in aksine bulutlarla kapliydi, bir anda kendimi Londra`nin o insanin icini daraltan atmosferinde hissettim. Biraz birseyler atistirdiktan sonra Savari denilen ve sehirlerarasi seyahat eden taksilerden aramaya basladik. Adam basi 1.500 Tumen`e bir Savari soforu ile anlastiktan sonra yola ciktik. Kucuklugumden beri muzdarip oldugum otobuslerde uyuyamama huyum maalesf bu gezide de devam ediyor. Butun gece uyuyamam ve havanin kapali olmasi yuzunden oldukca gerginim. Gerginligim bir saat kadar sonra yemyesil daglari gormemle sona eriyor. Meshur Alborz daglari bunlar, muazzam bir sekilde bastan asagi yesille ortululer. 

2 saat kadar sonra Hazar denizi kiyisindaki Ramsar`a ulasiyoruz. Taksiden inmemizle beraber yerel halk etrafimizi sarmaya basliyor, bir anda etrafimizda yaklasik 10 kisi olustu ve hic birsey soylemeden dik dik bize bakiyorlar. Bu bakislar beni zaman zaman oldukca rahatsiz ediyor, hele ki gergin oldugum zamanlarda. Ama ne yapalim, kendim kasindim,mecburen alisacagiz. Kalabaliktan birileriyle iletisim kurmaya calisiyoruz, civarda bir hotel olup olmadigini soruyoruz. Fakat belli ki Tebriz`deki herkesle Turkce konustugum rahat gunler sona ermis, burada Azeri hic yok. Iletisim hic bir yere gitmiyor, tam bir `Korler sagirlar birbirini agirlar` durumu. Ben gene de `Turkiii, Turkiiii` diyorum kendimi gostererek, belki bir Azeri cikar aralarindan diye. Turki lafini duyan birileri birden yakindaki bir dukkana gidip sakalli bir amcayla geri donuyorlar. Amca Azeri, ama cok kotu Turkce konusuyor, olsun gene hic degilse az da olsa iletisim kurabiliyoruz. 

Once bizi bir otele goturuyor, bakiyoruz orada yer yok. Daha ileride baska bir yer var diyor, oraya giderken yolda biriyle karsilasiyor, ve birden yol degistiriyoruz. Karsilastigimiz adam mutemadiyen `We are glad to see you. Hotel, hotel!` diyor buyuk bir heyecan icinde. Biz de takiliyoruz hep beraber adamin pesine. Oldukca guzel bir sokakta cift katli bir villaya gidiyoruz. Belli ki adamin mustakil evi, ama kiraya vermak istiyor, kimbilir belki de tanri misafiri olacagiz. Adam sevinc icinde, ben de cok seviniyorum adami oyle gordukce, `Bizi gorunce ne kadar sevindi garip` diyorum kendi kendime. Eve giriyoruz, caylar geliyor, adamin dilinde mutemadiyen `We are glad to see you`, belli ki baska Ingilizce birsey bilmiyor. Bir sure oturduktan sonra biraz urkerek para mevzusuna giriyoruz, aman allahim, tam bir kaos. Iletisim Tarzan-Ceyn duzeyinde, tamamen vucut diliyle, sekillerle anlasmaya calisiyoruz. Anlasiliyor ki bizden adam basi 10.000 tumen gibi bir para istiyor, bu benim normalde gunluk harcamalarimin tamami, imkani yok diyoruz ve pazarliga basliyoruz. Yarim saat kadar suren pazarlik tam cikmazdeyken adamin son derece tatli karisi lafa cat pat giriyor ve adam basi 5.000 oneriyor. Fazla bir sansimiz olmadigi icin okey diyoruz. 

Kadin sevincli, adamda muthis bir hayal kirikligi. Bizi gordugu icin havalara ucan o adam gitti, yerine mutsuz biri geldi. Ne kadar safca dusundugum icin kendime kiziyorum, adam paralarimiz icin glad to see us. Neyse, en azindan karisi ve cocuklari bizim burada olmamamizdan cok mutlu gibi gozukuyorlar. Bu ara kalacagimiz yerin ozellikleri de ortaya cikiyor, oda falan degil basbayagi bir daire. Mutfagi var, camasir makinasi var, banyosu var. Gercekten iyi bir pazarlik yapmisiz, yolculugun basindan beri ilk defa adam gibi bir yerde kalacagiz. Arada bir de surekli Meltem ile evli olup olmadigimizi soruyorlar, biz de problem cikmasin diye evliyiz diyoruz. Hatta bu tur durumlarin olacagini tahmin ettigimiz icin yuzuk de alalim diyorduk, bayagi ise yararmis alsaydik. Sonunda aile daireyi bize birakiyor. 

Jerome ise birden bire Tahran`a gitmeye karar veriyor. Amaci buradan Turkmenistan`a gecmek ve orta Asya ve Cin`i dolastiktan sonra Laos uzerinden Guney-dogu Asya`ya inmek. Yolculuguna Misir`da baslamis, Suriye uzerinden Turkiye`ye gelmis, zaten onunla da Dogubayazit`da tanismistik. Yapma etme desek de bir an once Tahran`da vize islerrini halletmek istedigini soyluyor, biz de onu ugurluyoruz, ardindan camasirlarimizi yikiyoruz. Digerleri yorgun olduklari icin uyumaya gidiyorlar, Benim derim ise baska, sakalimdan artik kurtulmam gerektigini hissediyorum. Sakali birakmamin bir kac sebebi vardi, herseyden once bu uzun yolculuk boyunca tras olma izdirabindan 6 ay da olsa kurtulmak istiyeyisim. Bir de Iran ile ilgili dusuncem vardi, bu sakal ile daha cok molla gibi gozukecegimi, fazla dikkat cekmeyecegimi dusunuyordum. Fakat gelen tepkiler cok farkli, molladan cok Ahmet Kaya`ya benzetiliyorum bu sakalla, ki Gokmen`e de buradan selam ederim bu konuda.:-) Iran`dan Turk sarkicilar ve nedenini bilmedigim bir sekilde ozellilkle de Ahmet Kaya cok populerler. Beni goren Azeri `Sen Ahmet Gayaya benzirsen`i yapistiriyor. Ayrica sakal beni fiziksel olarak rahatsiz ediyor, bir sey yerken sakalimda kadi mi acaba diye paranoya oluyorum. Ustelik burada oyle fazla molla falan da yok, sakalli olunca daha cok dikkat cekiyorum. Gerci bir cok Iranli boyle ayni onlara benzedigimi soyledi, ama gene de 2 aylik sakalim ile vedalasma vaktim geldi. Trasimi olduktan ve yeni imajima alismaya calistiktan sonra uyumaya gidiyorum. 

Aksam hepimiz uyandiktan sonra birseyler atistirmak uzere kasabanin merkezine iniyoruz, klasik Celo kebaplarimizi yiyoruz ve muhabbet etmek uzere yeni yuvamiza gidiyoruz. Uykumuzu almis olarak once ev sahipleri ile muhabbet ediyoruz gene tarzanca, cocuklara bir miktar soytarilik yapip eglendiriyoruz, resimler cekiyoruz, ardindan kendimiz bir kac saat muhabbet edip yataklara gidiyoruz.